Araştırma

    Filters
    Done
      • -30% İndirim
        315.00

        Kitabımın Güvenlik Uzmanı İlahiyatçıların anlayabileceği Kur’ân’ın ve hayatın şifrelerini güvenlik uzmanlığı ve ilahiyat eğitimi de almış olan bunun yanı sıra Hz. İbrahim’e dayanan soyağacım da analiz ederek yazılmıştır.
        Allah’ın Kılıcı Mesihin ilahi Analizini de elden geldiğince kısa sürede hazırladım. İnsanlığa armağanımdır. Kitabımın gelirlerinin bir kısmı ihtiyaç sahiplerine ait olduğu unutulmamalıdır.

      • -17% İndirim
        400.00

        Toprak sende sürüldü, tohum sende saçıldı
        Yumuk yumuk gözlerim sana sende açıldı
        Herkes gibi ağladım ben de belki doğarken
        Belki güne geç kaldım, belki de geldim erken
        Bebek oldum belendim öğütülmüş toprağa
        Büyüdüm çocuk oldum elim erdi yaprağa
        Bilmedim neye yarar, neler var yüzde, binde
        Körebeler oynarken kör duvarlar dibinde
        Saklananı aradım, akşamda koyak koyak
        Yıldızlara bakarak yürüdüm yalınayak…
        Ey Barak! Sensin benim doğduğum köyüm Barak
        Yavan aşım, ekmeğim, doyduğum köyüm Barak
        Kağnılar gidiyorken şafak vakti Kepir’e
        Uyanırdım uykudan, sıçrardım birdenbire
        En mahmur gözlerime sürerken ellerimi
        Sanki sever, okşardım uyanan kaderimi
        Bir elimde anamın dürdüğü dürüm vardı
        Bir elimde değneğim belki boyum kadardı
        Kırda serin suyunu özlerken kuyuların
        Koşardım peşlerinden körpecik kuzuların
        Ne var, ne yok bilmeden hangi geleceğimde
        Yapayalnız yaşardım çocuksu yüreğimde
        Ah barak! Sensin benim bulduğum köyüm Barak
        Er ömrümde en mutlu olduğum köyüm Barak…

      • -35% İndirim
        195.00

        Hamd, Yüceler Yücesi, Halim, Hâkim, Ğafur, Rahim olan âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur. O Allah ki; Rahmeti tüm âlemi ihata eden Rahman ve Rahmeti Müminlere has olan Rahim ve Kıyamet Günü sahibidir. Gökleri ve Yeri altı günde yaratan o’dur ve Ebu’l Beşer olan ilk insanı (Âdem a.s.) süzülmüş çamurdan (sülâleden) yaratandır. (Bu mertebe ilk insan olan Âdem’in yaratıldığı dolayısıyla insan cinsinin, insan organlarının başlangıç evresidir. Sonra onu nutfe halinde sağlam bir yere koyandır. Sonra görenler için siyah bir pıhtı olan nutfeden Alak’ı yarattı. Sonra alaktan bir çiğnem et miktarı kadar olan mudğayı yarattı. Sonra bu mudğadan üzerinde kurulacak olan sağlam binanın (insan iskeleti) esasını teşkil eden muhtelif ebat ve şekillerde kemikler yarattı. Sonra bu kemikleri elbise giydirir gibi etle giydirdi. Ve böylece bambaşka bir mahlûk yarattı ve en güzel yaratıcı olan Allah (c.c.) ne yücedir.

      • -28% İndirim
        130.00

        İraq Türkmanlarının söz və həqiqət bayrağını ustadlardan məsuliyyətlə alıb, gələcək nəsillərə ötürmək üzərə şərəflə daşıyan Şəmsəddin Kuzəçi çiynindəki mənəvi yükün fərqindədir. O, sanki bir institutun işini təkbaşına görmək yetənəyi nümayiş etdirir. Doğrudan da, hərdən heyrət edirsən ki, o, bir bu qədər məhsuldarlığı və çoxyönlü keyfiyyətli işləri bir ömrə sığdırmağı necə bacarır?.. Bu sualın cavabı onun millətə sevdalı olmasına, Türk dünyasına aşiq olmasına bağlıdır. Çox şadıq ki, sevdalılıq, aşiqlik onun timsalında həvəskarlıqda qalmayıb və peşəkarlıqla ziddiyyət deyil, üzvi vəhdət təşkil edir.

        Biz də gördüyü işlərə görə Şəmsəddin Kuzəçi bəyi təbrik edir, gələcəkdə onu Azərbaycanın və Türk dünyasının önəmli şəxsiyyətlərindən biri olaraq görəcəyimizi ümid edirik.

      • -28% İndirim
        115.00

        Şəmsəddin Kuzəçi Azərbaycan, İraq və Türkiyə arasındakı mədəni əlaqələrin gücləndirilməsi istiqamətində göstərdiyi səmərəli fəaliyyətinə görə 500-ə qədər mükafat, medal, plaket, təqdirnamə alıb, habelə Türk dünyası birliklərinə fəxri üzv seçilib. O, Azərbaycan Yazıçılar Birliyi, Dünya Gənc Türk Yazarlar Birliyi və Türk Dünyası Ağsaqqallar Birliyinin diplomlarını, 2006-cı ildə İraq, Azərbaycan və Türkiyə ilə əlaqədar elmi və ədəbi fəaliyyətinə görə Azərbaycanda “VEKTOR” Beynəlxalq Elm Mərkəzinin “Fəxri doktor” adını, 2022-ci ildə Türk dünyası araşdırmaları üzrə Beynəlxalq Elmlər Akademiyasının “Fəxri professor” diplomunu alıb. 60-dan çox kitabı nəşr olunub. Əsərləri ingilis, rus, ərəb, habelə Azərbaycan və digər türk dillərinə tərcümə edilib.

      • -55% İndirim
        150.00

        Birincisi: Bir metinde gerçek mana budur, demenin bir belgesi, bir test edicisi olması gerekir. O belgeyi ve o test edici noktayı bize gösteren, dinin ana konularının dengesinden ortaya çıkan soyut güzelliktir. Bir metin için bu mecazdır, diyebilmek için o mecazî mananın, belagat ilminin şartları çerçevesi içinde olması gerekir. Bu iki prensip esas alınmazsa ve bunun sonucu olarak mecaz olan metinleri gerçek mana olarak dayatmak ve hakikat olan bilgileri mecaz diye görmek ve göstermek cehaletin hükümferma olmasına güç verir. Orta yolu gösterecek, ifrat ve tefriti önleyecek sadece şu dört mihenktir: 1) Dinin temel konularının mantalitesi. 2) Belagat ilmi. 3) Mantık ilmi. 4) Hikmettir (fen ilimleridir.) Bediüzzaman, Muhakemat’ın 5. Mukaddimesinde bu bilgileri bize verdikten sonra aynı kitabın Birinci Makalesinin Sekizinci Meselesinde ise:
        Mecaz için farklı karineler olabilir; mesela bir metnin mecaz olduğuna dair, metnin akıl yönünden muhal olması karine olabileceği gibi; metin dışından başka maddi bir delil veya sıradan bir delil veya metnin bağlamı o metnin mecaz olduğuna karine olabilir. Ayrıca Kur’an’ın başka ayetlerinde geçen bazı hakikatler de diğer ayetlerin mecaz olması için karine olabilir” diye söylüyor. Ve bazen de bazı ayet ve hadislerin mecaz olduğu kabul edildiği halde tercümede maksut mana esas alınmaz da meal esas alınır. Dolayısıyla mecaz olan o ayet ve hadislerin mucizevî güzelliği ve belagati yine kaybolur, diye dinî neşriyatın yazar ve yayıncılarını uyarıyor.

        İkincisi: İslam âleminde bugünkü bilimlere uygun olarak varlık ve hayat algısı oluşmuyor. Çünkü Müslüman âlimler her bir bilim dalından sadece bir parça biliyorlar. Bilimsel bir fotoğraf ortaya çıkmıyor. Dolayısıyla sağlıklı bir varlık ve hayat algısı oluşmuyor. Bediüzzaman bu içinden çıkılmaz sorunu Muhakemat kitabında şöyle tasvir etmiştir: Nasıl ki, başka âlemden bu küreye gelen tasvirci bir nakkaş farz olunsa: Hâlbuki ne insanı ve ne insanın gayrisinin (insandan başka canlıların) tam suretini (fotoğrafını) görmemiş; belki her birisinden bazı azasını görmekle insanın tasviri veyahut gördüğü eşyanın umumundan bir sureti tasvir etmek isterse; meselâ, insandan gördüğü bir el, bir ayak, bir göz, bir kulak, yarı yüz ve burun ve amame (sarık) gibi şeylerin terkibiyle bir insanın timsali yahut nazarına tesadüf eden atın kuyruğu, devenin boynunu, insanın yüzünü, aslanın başı bir hayvanın sureti yapsa; nasıl ki imtizaçsızlıkla kabil-i hayat olmadığı için şerait-ı hayat (hayat şartları) böyle ucubelere müsait değildir, diyecekler ve nakkaşı ittiham edecekler.. Şimdi bu kaide, fenlerde (bilim dallarında) aynen cereyan eder (geçerlidir.) Çaresi odur ki: Bir fenni esas tutup sair malûmatını avzen ve zenav (havuz veya havuza akan arklar) gibi yapmaktır. Yani eğer kişi bir ilmi esas alırsa; esas aldığı ilmi havuz gibi yapmalı, diğer ilimleri de o havuza akan arklar gibi etmelidir. Ve eğer kişi malumatını esas alırsa, o malumat ve bilgileri, her birisi hakikatin bir kanalı olan muhtelif ilimlerden beslenmeli.

        Üçüncüsü: İslam âlemi, Orta Çağın kültürel birikimini dinî birikim sanıyor; din ve varlık hakkında çağımıza uygun olarak bilim birikimini ve epistemolojisini oluşturamıyor. İşte Bediüzzaman bu sorun için de şöyle bir çözüm öneriyor: Geçmiş çağların derelerinde egemen olan garaz, düşmanlık ve üstün gelme arzusunu doğuran faktör; duygusallık, arzular ve güç idi. O zamanın insanlarını irşad için şiirsel ve duygusal hitabeler yeterli idi. Çünkü duyguları okşamak, insanların eğilimlerini etkilemek için vaiz ve hatip tarafından iddia edilen konuyu süslü ve parlak olarak göstermek. Veya gündemdeki o konuyu korkunç göstermek veya parlak tasvirlerle hayale hoş göstermek, güçlü ve açık delilin yerini tutar idi. Fakat bu çağımızda burhandan (akıl ve fenlerden) başkası insanları tatmin eden bir şey bulunmuyor.

      • -34% İndirim
        185.00

        Mühendis:

        Peki hocam, ilginiz ve cevabınız için teşekkürler. Yordum sizi. Hakkınızı helal ediniz lütfen. Selametle kalın… İki yazıyı da tekrar okudum, dün gece de okumuştum, ama kalın kafalılığımdan olsa gerek anlayamadığım noktalar oldu. Ayrıca tanıttığınız videoyu da seyrettim. Ama:

        Bahaeddin Hoca’mın Allah tasavvurunu, ALLAH deyince ne kastettiğini, Nevzat Bey’in argümanlarına eleştirileri haklı ama Bahaeddin Hoca’nın kendisinin Allah’ı nasıl ispat edebildiğini…

        Madde yaratılmış mı ezeli mi? Veya böyle bir soru, Sayın Hocama göre doğru mu yanlış mı? Doğru ise cevabı ne, yanlışsa hangi açıdan yanlış ve bu soruyu nasıl doğru soru olarak sorabilirdim, gibi sorularımdan hala kurtulamıyorum.

        Kalın kafalı olabilirim, anlayışı kıt da olabilirim; ama kıt kafalı birisine de hocam engin birikimiyle bir el atamaz mı, daha alt seviyeye inerek de olsa yeniden kısa da olsa medet edemez mi, diye içimden geçeni iletiyorum sayın hocam.

        Sizin ifadelerinizden kendimce bir Allah inancı/tasavvuru/kavramı üretemiyorum kalın kafalılığımdan dolayı. Kızsanız da adeta mecburen yazıyorum bunları…

        Ayrıca maddenin yaratılmışlığı/ezeliliği imanımı tekrar gözden geçirtecek kadar önemli benim dünyamda. (Yanlış olabilir ama kendi dünyamda durumumu sayın hocam ile paylaşıyor ve yardım bekliyorum.)

        Adeta doğru ve sahih bir Allah inancı/tasavvuru/kavramı ve ezelilik/yaratılmışlık meselelerini anlayamazsam, kendime anlatamaz ve aklen ve kalben ikna ve tatmin olmazsam manen boğulacak, ölecek, başka diyarlara uçabilecek bir halette hissediyorum. Manevi yardıma muhtaç haldeyim. (Başka bir kişi veya kaynak önerseniz ona da varım hocam.)

         

        Bahaeddin Sağlam:

        Madde bir terkiptir, dağılmaya patlatılmaya müsaittir; ezeli olamaz. Bu bir, bunu bil. Bugün hiçbir bilim adamı, maddenin ezeliyetini kabul etmiyor. O iddia 19. asırda kaldı.

        Yaratma bir yazılımdır, etimolojik olarak şekil verme demektir; var etme demek değildir. Beş Anahtar Bilgi’nin İkinci Maddesinden bunu anlamalı idin. Termodinamiğin 1. yasasına göre enerji hep var. Ne yok olur ne var olur. Enerji Allah’ın sonsuz kudretidir. Allah, bir açıdan soyut olan ilmiyle, bugünkü tabir ile yazılımla, o enerjiye şekil verir yani yaratır.

        Allah’ın Beni, soyut ilim ve bilinç demektir.  Bu boyut, sonsuzdur, ezeli ve ebedidir. Rahman O’nun sonsuz somut versiyonudur, O da sonsuzdur. Varlık bir tanedir, Soyutuyla somutuyla Allah’tır. Beş Anahtar Bilgi’nin Beşinci Maddesinde bunu görmeli idin.

        Soyutuyla somutuyla sonsuz Varlık olan Allah bize emaneten bir beden ve ruh yazılımı vermiş; bize ait olan sadece İradedir. Biz Ana Dosyanın çok küçük bir dosyasıyız. Ona bağlı olmak zorundayız, yoksa yok oluruz

      • -35% İndirim
        85.00

        Bu kitabın diğer kitaplardan farkı burada onu karşılıksız sevenler var.
        Onun dimdik duruşunu, davaya olan inancını sevip ona saygı duyan, onu seven insanlar var…

      • -29% İndirim
        335.00

        Merhabalar.
        İnsanlık tarihi yıkımlarla ve felaketlerle dolu olduğu kadar yeniden inşalar ve çabalarla doludur. 6 Şubat gecesi hepimiz büyük bir felaketle uyandık. Büyük bir deprem oldu ve yakınlarımızı kaybettik. Evlerimiz yıkıldı, büyük dramlar yaşadık… Kapaktaki başlık “Her Şey Onu Hatırlatıyor”… bu bir şarkı sözü.
        Hep bunu âşık olanlar aşardı sanıyorduk…
        Ama bu depremde gördük ki aynı şeyleri bizler de yaşıyoruz…
        Özellikle deprem bölgesinde çalışan ve yaşayan kişiler her gün ve her an o anı hatırlıyorlar…
        Bu amaçla yaşadıklarımızı ve paylaşımlarımızla toplumsal bir bellek oluşturabiliriz. Bu yüzden duygu ve düşüncelerin ifade edilmesini oldukça önemsiyoruz ve bizim için çok kıymet arz ediyor. Hepimiz için tanık olduklarımız ve yaşadıklarımızı hatırlamak ve ifade etmek çok zor olsa da kaydetmek ve yarınlara not düşebilmek bir o kadar anlamlı ihtiyaçtır ve değerlidir…
        Aynı zamanda ruhsal olarak bir duygu boşalımı, rahatlama ve hafifleme de olacaktır…
        Bu çalışmayı bu amaçla yaptık.

      • -36% İndirim
        80.00

        Sevginizi karşılıksız sunduğunuz en değerli varlığınızdır evladınız. O yüreğinizdeki engin sevginin sembolüdür. Bu sevginin tarifini izah etmeye kelimeler kifayetsiz kalır. Eşinize, annenize, babanıza, kardeşinize, sevgilinize, arkadaşınıza ve hayata dair tüm varlıklara duyduğunuz sevginin bir tanımı vardır ama evladınıza duyduğunuz sevginin tanımı yoktur.

      • -34% İndirim
        125.00

        Dirilişin en büyük delili dünyada gözlemlenen rahmet hakikatidir. Bu hakikat sonsuzdur. Kâinatın geleceğinde hâkim olacak olan o hakikattir. Varlık, varoluş ve hayat somut bir rahmettir. Rahman ismi o rahmetin kanun şeklindeki tecellileridir. Rahim ise olağanüstü olan tecellileridir. Evet Rahmet hakikati Allah için yaratmak demektir. İnsan için de başarı manasına gelir.

        Rahmet kelimesi yumuşaklık özellikle kalp yumuşaklığı demektir. Allah için maddi bir kalp düşünülemeyeceği için; bu kavramın Allah hakkında kullanılmasının mecaz olduğu anlaşılır. Demek nasıl bir insanın kalbi yumuşadığında iyilik yapar; güzel işler görür. Aynen öyle de Allah’ın (sonsuz soyut varlığın) tenezzül edip hakiki varlığa göre yumuşak ve feminen bir yapı olan maddeyi sonra hayatı sonra baharı ve rızkı yaratması, Ona has bir rahmet (yumuşak davranış) biçimidir.

        Demek her varoluş bir rahmettir. Varoluş süreci içinde -273 ile 10 milyon oC’yi dengeleyip cennet gibi dünya küremizi hayata elverişli yapması da bir rahmettir. O aşkın varlık için bir tenezzüldür; başka benliklere bir şefkattir. Dünyamızda dahi sonsuz diyalektik yapıları ve olayları dengeleyip dünyayı hayata bir beşik yapması, aileyi bir yuva kılması, hayatı bir huri gibi çalıştırması yine rahmettir.

        Evet, ilk yaratılış sonsuz ihtimalden bir tek ihtimal iken gerçekleştiği gibi insan bireylerinin dirilişi de sonsuz ihtimalden bir ihtimaldir; o da gerçekleşecektir. Sonsuzda yazılım ile her şey kolaylaşır.

        Evet yetmişli yıllardan sonra her şeyin her varlığın özellikle hayatın özellikle DNA ve Beynin sonsuz ihtimaller içeren birer yazılım oldukları ilmen anlaşıldı. Yazılımda hiçbir şey kaybolmaz.

      • -19% İndirim
        130.00

        Topraktan yaratılmış ve yine toprağa dönecek ve sonra da haşaratın azığı olacak olan kimse, neyle gururlanır ki?!..
        Hz. Ebubekir
        Bir adamın şöhretine, görünüşüne aldanmayınız.
        Bir adamın namaz ve niyazına bakmayınız. Aklına ve doğruluğuna bakınız.
        Hz. Ömer
        Hayır, asla… Hiç kimsenin benim için kan dökmesini istemem. Benim yüzümden bir savaş çıkmasına asla izin vermem.
        Hz. Osman
        Çocuklarınızı istikbale / geleceğe hazırlayınız.
        Çünkü onlar, sizin zamanınızda yaşamayacaklar.
        Hz. Ali

      • -29% İndirim
        85.00

        Ergenlik dönemi, bireyin kimlik gelişiminin önemli bir aşaması olmakla birlikte hem ergen hem de anne ve baba için çalkantılı ve stres düzeyi yüksek bir zaman dilimidir. Bu dönemde ergen, çevresi (özellikle anne ve baba) tarafından yeterince anlaşılmadığını ve değer görmediğini düşünürken; aile de ergenlerin çok değiştiğini, kendilerinden uzaklaştığını ve sözlerini dinlemediklerini düşünmektedir.
        Bu kitap; ergenlik döneminde bulunan gençlerimizin genel özelliklerini tanıtmakla beraber, ergen, anne, baba ve eğitimcilerin yaşadıkları sorunlar ve bu sorunlara yönelik çözüm önerilerinden oluşmaktadır. Örneklendirmelerde yer alan olaylar gerçek yaşam hikâyelerinden alınmıştır ancak gizliliğin korunması amacıyla bazı kişisel bilgiler değiştirilmiştir.

      • -28% İndirim
        130.00

        Bu kitap, mensubu olduğum kadim Türk boylarından Oğuzların Bozok kolunun Beydilli Türkmen aşiretine bağlı Karacakurt Türkmen köylüsünün sosyal yaşamlarında kullandıkları insan ve mekân kavramlarını tespit etmek amacıyla yazılmıştır. Etnografik yöntemin kullanıldığı bu çalışmada, doğup büyüdüğüm Hacıbektaş ilçesi Hasanlar köyü ve bu köyle akrabalık bağları olan komşu iki köy insanının yaşam biçimini ve kültürel anlayışını ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Anadolu yurt edinen onlarca Türkmen aşiretlerinden biri olan Karacakurtlar’ın düğünleri, çocuk doğumları, ölüm üzerine uygulanan ritüeller, asker ve hacı uğurlamaları, dini ve milli bayram kutlamaları, erkek çocukların sünnet olması, koyuna koç ve kuzu katımı gibi birçok gelenek ve görenek bu kitapta araştırma konusu olmuştur. Ayrıca Karacakurt Türkmen köylüsünün yaşam tarzları, inançları, yazılı ve sözlü ürünleri gibi birçok tema bu araştırmada yeni bir bakışla irdelenmiştir. Araştırma yapılan köylerdeki mekânlara coğrafi olarak ne tür isimler verildiği ve bu isimlerin veriliş nedenleri ile insanlara, sülalelere verilen lakaplar ve bu lakapların kaynakları da araştırmamızın içeriğine dâhil edilmiştir. Zengin bir kültüre sahip Anadolu coğrafyasında Karacakurtlar, bilim ve siyaset dünyasına Osman Bölükbaşı gibi onlarca değerli hazine kazandırmıştır. Türklüğü ve İslamiyet’i Bektaşilik ve Ahilik inancı bünyesinde birleştirmeyi başaran Karacakurt Türkmenleri, Anadolu’da Türk-İslam sentezinin oluşmasına ve yayılmasına vesile olmuşlardır.

      • -30% İndirim
        112.00

        Soğuk Savaş dönemi süresince Sovyetler Birliği’ne yakın bir profil izleyen Suriye, hiçbir zaman tam anlamıyla Sovyet Bloğunun koşulsuz şartsız bir üyesi haline gelmemişti. Pragmatist kişiliğe sahip olmasıyla bilinen Hafız Esad’ın SSCB ile kurduğu ilişki karşılıklı ulusal çıkarların üzerine inşa edilmiş bir ilişki olarak göze çarpmaktaydı. Soğuk Savaş döneminde çift kutuplu bir dünya düzeninde yaşıyor olmayı avantaja çevirebilen Esad yönetimi, ABD ile yakın ilişkiler kurmakta zorlandığı hatta ilişkide zaman zaman uç noktalara gittiği de bilindiğinden Suriye iki süper güç arasında denge politikası izlemeye çalışmaktaydı. İsrail karşıtlığının da vermiş olduğu rahatlıkla Sovyetler Birliği ile daha yakın ilişkiler kuran Hafız Esad, ABD ile de ilişkilerin tamamen kopma noktasına gelmemesi için yoğun çaba sarf etmekteydi. Hafız Esad, Sovyetler Birliği’nin çöküşüne kadar olan dönemde farklı uluslararası ilişkilerdeki dengelerin yeniden belirlendiği Soğuk Savaş sonrası dönemde ise çok daha başka bir politika izleyecekti. 1990lı yılların başında Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte tek güçlü müttefikini de kaybeden Suriye, dış politikada ciddi anlamda yalnızlaşmaya başlamıştı. 1991 Körfez Savaşı Hafız Esad için bir dönüm noktası olmuş Batı karşıtlığını zaman zaman Batı yanlısı bir politikaya çevirmeye çalışmıştır.

      • -35% İndirim
        127.00

        Türk halk oyunları hususunda birtakım öneriler ortaya koymanın bir hayli zor ve çetrefilli bir konu olduğu açıkça bilinmektedir. Çünkü ne söylenirse söylensin mutlaka birçok odaktan olumsuz eleştiriler ve ortaya konan fikirlere, ideolojik bağlamda karşısında duran grupların olduğu da bilinmektedir. Uzun zamandan beri Türkiye’de araştırılmayan, tartışmalı konular üzerinde görüşler ortaya konulduğu zaman mutlaka karşı duruşlar ve aksini savunanlar olmuştur. Bunun yanında ortaya konulan fikirler, karşı duranlar tarafından genellikle küçümsenmiş ve horlanmıştır. Bu durumun oluşturduğu çekimser havaya bağlı olarak birçok husus sürekli hasıraltı edilmiştir. Yıllardan beri bu tür tartışmalı hususlar hakkında araştırmacılar da görüşlerini dile getirmeye pek cesaret edememiştir.
        Biz de böylesi tartışmaya açık olan bir kültür öğesi hakkında, yani Harput havzası müzik ve oyun kültürü hakkında her türlü tartışmalara açık olarak görüşlerimizi dile getirmeye çalıştık. Harput havzası halk oyunlarında tespit edebildiğimiz çok eski Türk kültür unsurlarını ortaya koymaya çalıştık. Söz konusu olan tespitlerin önemli bir kısmının yeryüzünde diğer milletin kültürel uygulamalarında da rastlamak pek âlâ mümkündür. Çünkü aynı kökenden doğup gelişen, çoğalan ve yeryüzünün her yanına yayılan insanoğlunun çok doğaldır ki birçok kültür unsuru da birbirine benzeyecektir. Kültürlerde bu tür benzerlikler vardır diye araştırmacıların, topluluklardaki kültürel gelişmeleri, değişmeleri incelemesi ve elde edilen veriler ışığında çeşitli görüşler ortaya koyması da hiç bitmeyecektir. Nasıl ki akraba toplulukların dilleri birbirlerine benziyor diye dil araştırmaları bitmiyorsa birbirine çok benziyor diye halk oyunları gibi kültürel öğeler hakkındaki araştırmalar da bitmemelidir.