Hukuk

    Filters
    Done
      • -24% İndirim
        38.00

        Bu kitabı neden yazdım?
        Ormanda tek başımıza yaşamadığımıza göre yaşantımızı düzene koymak ve huzur içinde bir düzen kurmamız gerekiyor. İnsanların birbirinin hakkını gasp etmesinin ve birbirine zarar vermesinin önüne geçmenin tek formülü makul bir hukuk sistemi kurmaktır. Peki iyi hukuk sistemi nasıl kurulur, her hukuk sistemi insanlara huzur ve güven tesis edebilir mi? Sözde değil gerçek bir fonksiyon ihtiva edecek olan bir hukuk sistemi nasıl kurulur? Adalet olmadığında başımıza neler gelebilir?
        Bugün bizler için iyi olup başkaları için kötü olan sistem yarın tersine işleyebilir. Bunun önüne nasıl geçmeliyiz? Hukukun bıraktığı boşluğu ahlak ve vicdan doldurabilir mi? Yahut doldurması için neler yapılmalıdır? Hukuk öncelikle namuslu insanlar için mi gereklidir yoksa namussuzlar için mi? Hukuk ve adaletin tesisinde halkın rolü ne olmalıdır? Halkın adalet talebinin bir önemi var mıdır? Olayların farkına varmanın adaletin rotasına bir etkisi olur mu? İşte kitabı bu soruların cevabını aramak için kaleme aldım.

      • -26% İndirim
        48.00

        “Adalet İnsanı” kavramını yıllardır duyduk mu ? Sahi bu adalet insanı kimdir, kim olmalıdır, ne yapmalıdır, hiç düşündük mü ? Kulaklarımızı yırtarcasına, gözümüzün içine sokarcasına, ruhumuza işlercesine, yıllarca hiç işittik mi ? Bu kavramın içini doldurup, unsurlarını belirleyip, ilkelerini oluşturup, ruhunu tanımlayıp içselleştirdik mi ? Adalet insanı kavramını yüceltecek bir şeyler yaptık mı? Yoksa düşene bir de sen vur babından davranışlar mı sergiledik.

        Elbette ki; doğruları bilmek önemlidir, gereklidir ve şarttır ancak yeterli değildir. Şeytan da bütün doğruları bilir amma melekle ayrılan farkı doğruları uygulama iradesi ve icraatıdır. Adalet insanı olmak için gereken ve herkesçe bilinen doğruları uygulayacak meslek etiklerine inanıp, hayata geçirmek için maliyetlerine rağmen fedakarca çalışan örnek adalet insanlarına ihtiyaç var.

        Elbette doğru. Ancak; sistem gerçekten nitelikli adalet insanı üretemedi veya üretmek istemedi. Belki de ona gereken, hukuk ve adaletin gereğini yapan adalet insanları değil de, gerektiğinde “işine yarayacak” hukuk figürleri, hatta hukuk figüranlarıydı…. Belki de bunu başarmayı da bildi.

        Onu, herkese, her bir kişiye ve her kesime; sırf ve sadece ve yalnızca “adalet dağıtan” bir ortakça benimsenen onurlu ülkümüz yaptık mı?

        Oysa; “adalet insanını” her yerde, her zamanda, her zeminde, derhal ve behemehal, herkesten ve her kesimden çok bizim, bizlerin, hepimizin, başkalarına bırakmaksızın birlikte oluşturmamız gerekmez miydi ? Keşke; Sözümüz hiç bitmese, zorda, darda, tasada ve sevinçte ortak olsak, adaleti birlikte omuzlayıp, mutlak ve maddi adaleti gerçekleştirsek..!

      • -25% İndirim
        45.00

        Ben Hâkimim Masum Bey’de suçun beslenme alanı olan toplumun adalet aynasındaki yansımaları anlatılmıştır. Toplumda kanıksanmış olarak yaşanan suçlar adalet terazisinde tartılırken ortaya çıkan mizaha yer verilmiştir.

        Adalet sadece mahkeme kapılarında yaşananlar değil tüm hayatımızı kuşatan bir olgudur. Onun için hukuk mizahı sadece adalet mensuplarının değil tüm insanların ilgi duyacağı bir alandır. Bu nedenle herkesin; adalet, suç, ceza ve hukuk kavramları üzerinde tebessüm ederek okuyup düşüneceği bir kitap oldu diye düşünüyorum.

        Kitaptaki mizahın temel özelliği, işin felsefi tarafıyla komik tarafını yan yana getirmektir. Buna bir zihin şenliği ya da aklımızın gülümsemesi denebilir. Eğer bu kitabı okuyanların zihinlerinde yeni ve neşeli pencereler açılırsa kendimi mutlu hissedeceğim.

        Adaletli bir düzen ve güler yüzlü bir hayat diliyorum.

      • -25% İndirim
        45.00

        Bilindiği gibi, İslâm hukukunun temel kaynakları, Kur’ân ve sünnettir. Bu temel kaynaklarda bireyi mutluluğa, toplumu huzur ve güvene kavuşturacak ana prensipleri, açıklama ve yönlendirmeleri bulmak mümkündür. Bu bağlamda Kurân’ın, umumiyetle genel norm niteliğinde evrensel sabitelerle gerçek bilginin öğretisini içerdiği, sünnetin ise, genel de özel norm niteliğinde bireysel ve toplumsal pratikleri oluşturduğu söylenebilir. İslâm hukukunun yazılı olmayan diğer bir kaynağı da akıl ve örf, adetlerdir. Akıl sayesinde, nasların anlaşılması ve yorumlanması sağlanarak farklı dönem ve bölgelerde insanoğlunun karşılaştığı problemlere genel veya özel çözümler getirilebilmiştir. Zira sınırlı olan nasslar, sınırsız olan sosyal olguların bütününü içine almaz. Bu durum, zorunlu olarak içtihadı gündeme getirmiştir. Toplumda yeni ortaya çıkan problemlerin çözümü için içtihat, hem dini bir görev hem de pratik hayatın devamı için bir zarurettir. Şüphesiz ki, Kur’ân ve sünnette açıkça ele alınmayan çağdaş problemler, İslâm hukuk bilginleri tarafından, hukukî (şer-î) deliller, nasların genel ruhu, genel hukuk kuralları ve bilimsel verilere dayanılarak hukuk usulü disiplini (hikmet-i teşrîve mekâsıd-ı şeria) içinde çözüme kavuşturulmaya çalışılmıştır. İslâm hukukunun mahiyeti ve özellikle sosyal değişme karşısındaki tavrı, bugün üzerinde çok durulan ve tartışılan bir konudur. İslâm hukukunun, bir taraftan kesin ve değişmez dinî hükümler içirdiği, bu yüzden de değişime kapalı olduğu iddia edilirken, diğer taraftan sabit prensipler çerçevesinde dinamik bir yapıya sahip olduğu da ifade edilmektedir. Bu kitabımızda taklid karanlığından içtihad aydınlığına çıkmak temennisiyle içtihad ve taklid konusu ele alınmıştır.

        Prof. Dr. Hadi SAĞLAM

      • -34% İndirim
        95.00

        Adalet deyince; bireysel planda, “hakkını, haddini, hukukunu, görevini, ödevini, sorumluluğunu, sınırını bilmek” gelir hatırımıza. Adaleti sunmak, korumak, dağıtmak ve yaygınlaştırmak, sürdürmekle görevli kurumlar açısından ise; “herkese hakkı olanı, meşruiyet/hakkaniyetle, eşit şartlarda, geciktirmeden, bir şart koşmadan, zamanında vermek” anlaşılmalıdır. Hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü, kalıcılığı ve yaptırım gücü olması; onun ancak devleti yönetenlerin de üzerinde konumlanmasıyla sağlanabilir.
        Adalet ve merhametin olmadığı bir atmosferde atılan her adımın, uzatılan her elin, alınan her mesafenin, büyümenin, gelişmenin, dayanışmanın, yardımlaşmanın nasıl bir anlamı olabilir ki?
        Fuzulî’ye sormuşlar;
        sevmek mi daha önemli, sevilmek mi?
        Samimi değil ise, ikisi de fuzuli demiş…
        Timeo Hominem Unius Libri; “Tek kitaplı insandan sakınırım” anlamında bir Latince cümleden şunu anlıyoruz: Düşünce, inanç ve öğretilerimiz; çoğulcu ve alternatifli yaklaşımlara da alan açabilmelidir. İnanç ve ön kabuller; düşünceleri esir almamalıdır. Kitap deyince; yalnızca yazılı bir metne indirgenmemeli. Görüp de okuyabilene; insan da bir kitap evren de. Skolastik felsefenin düşünürü ve ilahiyatçı Thomas Aquinas bu sözü 13. yüzyılda söylemiştir. Tek kitabı olan insan tehlikelidir. Az bilmek tehlikelidir. Bilgeliğin suyunu ya derinden çekeceksin ya da hiç tadına bakmayacaksın. Sığ sular beyni zehirler fakat derin sular onu yine temizler.
        Adalet, kutup yıldızı gibidir. Ona bakarak, yönümüzü tayin edeceğiz. Kendimize çekidüzen vereceğiz. Yetki, özgürlük, sorumluluk ve etki alanlarımızın sınırlarını belirleyeceğiz. Devlet; adalet anlayışıyla, gücünü/yetkisini/icraatlarını sınırlayacak, millet de hak ve özgürlüklerinin kapsamını bilecektir. İhtilaf oluştuğunda; en üstte konumlanan adalet, her türlü hak kaybının telafisini sağlayacaktır. Güce/güçlüye karşı haklıyı korumak; ancak adalet terazisiyle sağlanabilir.
        Anlam, mutluluk, umut, özgürlük, eşitlik, hak, adalet arayışında olan insan; en azından maddi güç/imkân/tavır/fırsat düzleminde, sınıf istismarını etkisiz hale getirmek için, asırlardır mücadele edip durmuştur. Aklı ve gayretiyle çözemediği sorunları da bazen; mitolojik, kutsal ve kurgusal kahramanlar beklentisiyle onlara havale edip, sorumluluktan kurtulmanın hazzını yaşamıştır.
        Oysaki; geçmiş tüm yaşanmış deneyim ve ibretleriyle geride kalmış, gelecek ise bizim irademizle şekillenmeyi beklemektedir. Anlık yaşam tepkimiz ve planlarımız; kısmen talebimizi karşılasa da geleceğin daha sürdürülebilir olması, bir şans/tesadüf veya bir masal kahramanının iradesiyle olamaz.
        Bilimin, eşyanın, evrenin, varoluşun, pozitif gerçekliğin ilkelerine aykırı olur bu durum.
        Toplumu bir arada tutan, hukuk bilincinin oluşması, bir hukuk dili argümanı geliştirebilmek için; ortada sözlü beyan ve belgeye dayalı deliller ve açıklamalar olması gerekir. Bu bilgiler de bilgi felsefesi (epistomoloji)’nin; somut, doğru, gerçek, mantıklı, tutarlı, yerinde, ölçülebilir, denetlenebilir, gözlemlenebilir, akla uygunluk süzgecinden geçmeli ki devamında hukukun temel ilkeleriyle tartılabilsin.
        Bir toplumda, adalet ve hukuk bilinci; etkin, yaygın, meşruiyet/hakkaniyet/bilimsel ve evrensellik ilkelerine göre yaygınlaşmamışsa, bireyi hayata bağlayan diğer unsurlar ya kör, ya topal kalacak veya varlığı tehlikeye girecektir.
        Bu kitabımda tamamen; adalet, hukuk mantığı, demokrasi, merhamet, özgünlük, özgürlük, mutluluk, dayanışma beklenti ve öğretilerini merkeze aldım. Diğer kitaplarımdan, bu alanlarda yazmış olduğum yazılardan alıntılar yaptım. Kolay ve toplu ulaşılabilen, anlaşılır, hedefe yoğunlaşmış yazılar bulacaksınız.
        Yasa hazırlayanların, hukuk eğitimi veren ve alanların, yargılamanın bir öznesi olanların da; bu çalışmamızdan yararlanabileceği içerik ve niteliktedir.
        İşte bunlardan dolayıdır ki; “İnsana ve Doğaya Saygı İçin; AYAĞA KALK ADALET!..” diyoruz ve sözü kitaba bırakıyoruz.

      • -24% İndirim
        72.00

        Yabancı devletlerin tüm savcıları, savcıların yasallığı, tarafsızlığı, tarafsızlığı ve bağımsızlığı ilkelerinin uygulanması temelinde vatandaşların haklarını ve çıkarlarını korumayı amaçlamaktadır. Vatandaşların hak ve özgürlüklerini koruma görevini çözerek, savcılık, yasalara aykırı olmayan ihlallerine karşı özel önlemleri bağımsız olarak belirler.

        Yabancı devletlerin savcılığının yapısın bilmek sadece bugün tecrübeden geçecek hukukçular ufkunu genişletmek için gerekli değil. Hazırlanacak kanun projeleri, onun içinde savcılık meseleleri üzerine uluslararası belgeler ve yabancı devletlerin yasal eylemleri ilgili hükümler ile karşılaştırıldığında diğer ülkelerin deneyimi önemlidir.