Filters
Done
    • -24% İndirim
      38.00

      BOOMERANG
      Karabağ savaşında cesaret gösteren Azerbaycan askerlerine adanmıştır.
      Sanam’ın kocası Nasir, yirmi iki yıl önce savaşta kayboldu. Acı çeken genç anne tek çocuğunu tek başına büyüttü. Kiralık bir evde yaşamasına rağmen kızına iyi bir eğitim alabilmek için çok çalıştı. Şafağı beyaz bir elbise içinde – doktor kılığında – görmek Sanam’ın hayattaki en büyük hayaliydi.
      Artık geceleri hastanede çalışan ve gündüzleri tıp fakültesinde okuyan kızı, her seferinde aynanın karşısında giyiniyor – Sanam’ın büyükanne olma hayali geçiyordu. Bu yüzden kapısına gelen ilk haberciye “evet” dedi.
      ***

      SARI YAPRAKLAR
      Ünlü Letonyalı besteci Raymond Paulsa’ya ve bunu Riga’da yaşayan eski tanıdıklara ithaf ediyorum
      Sabah erkenden Vilnis’in tek odalı dairesinin kapısı hızla açıldı. Sese uyandı ve kendini yatakta yalnız görünce çabucak kalktı ve yarı çıplak pencereye yaklaştı. Binanın avlusuna park etmiş bir servis arabası Christina yı almaya geldi. Sarışın asker-şoför arabanın arka kapısını açıp onu kibarca oturmaya davet ettiğinde Christina bir an durakladı ve sağ omzunun üzerinden pencereye baktı. Vilnis tek kanadı açılmış pencereden ona seslendi “Gitme Kristin, geri dön!” – O anda arka koltukta oturan albay kadının elini tuttu ve öfkeyle ona doğru çekti. Araba hızla ilerledi ve gözden kayboldu

      ***
      NELLİ

      Geçen yüzyılın seksenlerinin ortalarıydı. O sırada Komsomolskaya Pravda gazetesi Moskova’da Pravda Caddesi’ndeki bir yayınevinde yer alıyordu. “Geri döneceğim …” başlıklı eleştirel makalenin Rusça el yazmasını okuduktan sonra, gazete çalışanı derinden etkilendi ve Bakü’ye dönmemi tavsiye etti: “Probleminizi halletmek için, yazınızı mektubuma ekleyip Cumhuriyet Gençlik Birliği Merkez Komitesi’ne göndereceğim …” Ben itiraz ettim. “Bu sadece benim için değil, komünist olma-yan yüzlerce yüksek öğrenim gören genç için bir sorun.” Dedim. “Çoğu iş bulamadığı için ülkeyi terk ediyor ve yurt dışına gidiyor …”
      Ümit yeri bilip yüz tuttuğum Moskova, deme dünyanın en büyü kentiymiş … Yazı işleri bürosundan çıkıp başkentin Riga tren istasyonuna taksiyle gittiğimde öyle düşünmüştüm. Paramın geri kalanını talep ettiğimde taksi şoförü, Bakü’deki meslektaşları gibi yüzüme baktı ve kapıyı çarparak gitti.
      Ve daha fazla hikaye…

    • -33% İndirim
      50.00

      Kitapçığa uygun yazılmıştır, bu önsöz

      Değişimler oluşturur, içimizde bir köz

      Doğru işlerde kaybedilmez, hiçbir öz

      Kafiyeler ile anlayışa katkı olur, bu söz

       

      Özlerden ayrılmasın, uygulayan göz

      Kısaltmalarla oluşsun, son bir tepegöz

      Süreçlerde sonradan olunmasın, yüzgöz

      Eser kamu dışındakilere de olsun, öz

       

      İçten artmaz dişten artar der, ata söz

      Kırk düşünülsün, öyle söylensin sonsöz

      Standart süreçler olsun, kendine öz

      Çalışanlara düşen görevdir, doğru çöz

       

      Yönetimler mutlak ister, doğru göz

      Yönetişimde olamaz, kimse cingöz

      Risklere karşı oluşmalı, bir karagöz

      Dileğimiz artsın, öz ve paylaşan göz

    • -26% İndirim
      37.00

      İletişim çağı ayrıntılarıyla bizleri bir çığ gibi sürüklemektedir.
      Bu artık ne bildiğinden ziyade bilgiyi aktarabilme ve yaşayabilme döneminin daha da hızlanmasını sağlamaktadır. Bu hızda çözümler yine ayrıntılarla gerçekleştirilirken esasları da kaybetmemek gerekmektedir. Bu yollardan bazıları da uzun metinlerin çeşitli şekillendirmelerden geçirilerek kısaltılmasıdır. Bu kısaltmalar eldeki büyük bilgi fotoğrafının daha da netleşmesini, kararlara ve uygulamalara daha doğru aktarılmasını sağlayacaktır.
      Kanun metinlerini mısralarla kısaltmaya çalıştığımız bu çalışmanın tüm okuyuculara faydalı olmasını diler, daha iyi olabilecek hallere katkılarını beklerim.

    • -36% İndirim
      45.00

      Dur durak bilmeden geçiyor olsa da yıllarım;
      Daha beşinde, bakkal yolunda;
      Ürkek, yetim bir çocuktur körpe yüreğim…
      Türlü badireler atlatmış olsa da geçen yıllarda yorgun bedenim;
      Taptaze ve diridir; körpe yüreğimde sakladığım düşlerim…
      Yaşlılığa doğru koşan bir adam olsa da aynalarda…
      Yalınayak; zilli teker baston oyuncağıyla koşan bir çocuk var yüreğimde…
      Şimdilerde hala düşlerine yetişememiş ve geçen yıllarla kanlı bıçaklıysa
      da bu yorgun çocuk;
      Özenle koruyor düşlerini…
      Yetişemeyeceğini iyi bildiği halde;
      Körpecik yüreğinde.

    • -30% İndirim
      105.00

      Şiddete maruz bırakılan kadınların yazılan öyküler üzerinden yalnız olmadıklarını hissettirmek, destek alabilecekleri başvuru mekanizmalarını hatırlatmak ve yaşadıkları şiddete karşı “dur” demek için cesaretlendirmek, kadın danışma merkezleri ve sığınmaevlerinin işleyişi hakkında bilgilendirmek ve en önemlisi de ne kadar etkisi olur bilemiyorum; ama “Bu kadınlar bunları yaşıyor, farkında olun, sessiz çığlıklarını duyun, görün artık” demek için bu kitabı yazdım.

      Görüştüğüm kadınların büyük çoğunluğu belleğimde isimsiz, yaşsız, cinsiyetsiz ve zamansız… Sadece ve sadece kişiler değişiyor, ama olaylar hep benzer, aynı zamanda hep farklı, hikâyeler hep biricik, her biri birbirinden özel… Binlerce öykünün sırdaşı olarak isimler, yaşlar, zamanlar geçer; hüzünler baki kalır… Yakıcı izler bırakır çoğu; bazıları övünülesi çabasının hatırasını bırakır avucuma, bazıları sessiz çığlığına eşlik eden gözyaşlarını, bazıları da gururlu terk edişlerini…

      Yokluğu bir dert, varlığı bin dert sayılan suskun kadınlar coğrafyasından, ataerkil sistemin dayatmalarına karşı varlığını ispat etmeye çalışan bir kadının haklı isyankâr çıkışına ve şiddetle mücadelesine tanıklık etmek; kelebeğin dönüşümüne tanıklık etmek gibi gelir her defasında. Öyle mucizevi, muhteşem, sancılı ve kederli… Ve benim de bu hikâyedeki rolüm, yangını söndürmeye gücü yetmeyen ama elindeki bir kova suyla destek olmaya çalışan karınca misali…

    • -32% İndirim
      85.00

      Tembelliğe, taklitçiliğe gönlümüz razı olmaz. Keyif ve haz ile gününü gün ederek, ilgisiz ve duyarsız kalarak yerinde saymak mı? asla!… Hızlı gidip de kesintiye uğratmaktansa, doğal ve istikrarlı bir yöntemi tercih ederim. Bundan dolayıdır ki, “İnsanca Yürüyüş Toplumsal Diriliş” olarak şekillenmiştir yolumuz. Öyle bir yürüyüş ki, amacı ve hedefi belli fakat son durağı öngörülmemiştir. Tarihsel ve bilimsel süreç içerisinde, doğal ve insani talepler doğrultusunda sürekli değişip, gelişecek, büyüyecek bir toplumsal hareketin özneleri olmaya niyetlendik kurgumuzda. Bu toplumsal bütünlük bizi, evrensel değerlere de kavuşmayı sağlayacaktır. Ve insan uyanınca, azim ve inancı; onu kararlılıkla, en ideal ufuklara taşıyacaktır.
      Kurgusal anlatımımızda; arayış, mücadele, kavrayış, çileler, zorluklar, üretim, yönetim, müzakere, coşku, huzur, aşk, doyumsuzluk, kıskançlıklar, cehalet, itham, adalet, savunma, anlam arayışı, yönetim modeli… ve benzeri konular/kavramlar işlenmiştir.
      İnsan hakları hukuku, ceza ve ceza muhakamesi hukuku, hukukun evrensel ilkeleri hakkında, bilinç artırma gayreti olduğu gibi, demokratik/laik/ hukukun üstünlüğünü ilke edinmiş, sosyal bir devlet nasıl olmalı ve nasıl yönetilmeli arayışlarına da ağırlık verilmiştir.
      Bireyin hukuk bilincini, toplumun yargı kültürünü, yargının özgüvenini artıran ve modern dünyayla bütünleşmek için; kabul edilebilir bir bilgi, bilinç, idrak, irade ve eylem planına ihtiyaç var.
      Önce din ve inançlar ile yola çıkıp; sonra bilim, mantık, etik, siyaset ve hukukla içli-dışlı olduğumuzda, hepsini dine uyarlama, onun süzgecinden geçirme, senkronize etme ihtiyacı duyabiliriz. Fakat önce düşünce ve davranış, bilinç donanımlarımızı geliştirirsek; inançlarımız daha kalıcı, kapsayıcı, güven verici, tutarlı, kucaklayıcı, sevgi ve umut dolu olacaktır.

      -Serzeniş-
      Düşünceyi hakir görüp
      Mantığı şüpheye kattık
      Ahlâkla yoğurmak varken;
      Odundan adam yarattık.

      Şiirsel serzeniş ve özdeyişimizle de bu paradigmamızı pekiştirelim. Hemen şimdi bazı kesimlerden, “yaratmak Allah’a mahsustur” anlamında itirazlar geleceğini tahmin edebiliyorum. Biz öyleyse baştan cevaplayalım:
      Tüm evreni ve canlıları bir yaradan var elbette. Fakat insanın olgunluğa, doygunluğa, derinliğe, içtenliğe, bütünselliğe erişmesi; kendi tercih, irade ve girişimleriyle olacaktır. Olgunlaşmak da odunlaşmak da bizim elimizde.
      Okuduklarımdan, gördüklerimden, yaşadıklarımdan şunu anladım: Dünyanın en çirkin, insanlık dışı davranışı/öğretisi odur ki; hukuk, adalet, özgürlük, eşitlik, hakkaniyet arayışı ve toplumsal normları, politik çıkar, inanç kalıpları, grup aidiyeti, cehalet bağnazlığı, maddi çıkar beklentisine alet edip, farklı düşünen insanların hakkının gasp edilmesidir.
      Bu dar ve kısır düşüncenin içerisinde boğulanları, önce ıslah etmek, yargılamak, en güzele davet etmek bir insanlık görevi olduğu gibi; en azından caydırıcılık adına, düşünsel ölçekte, koruyucu önlemler almak, tedirgin ve rahatsız etmek de toplumsal bir sorumluluktur.
      Geçmişe ancak; kronolojik gözlem, deneyim, ibret, bilgi, kıyas ve ders almak için bakmalıyız.Geçmişe özlemle sığınmak, geri geleceğini ummak, beklenti içinde olmak; ancak nostaljik bir hatıra, anı olarak kalabilir. Umut ve özlemlerimiz arasına katmak ise günümüzü ve geleceğimizi yaralayabilir.
      Sağlığında sahibine fazladan bir faydası olmayan, onu yük taşımaktan, hakir görülmekten alıkoymayan bir “at nalı” uğur getirsin diye dış kapıya çivilense, kime ne faydası olabilir ki?
      Buradan çıkaracağımız ders şudur; varoluşu, gereği, amacı, niteliği ve donanımı dışında, hiçbir nesne, obje ve canlıya abartılı değer biçmemek. Mantık, bilim, akıl ve sürekli gelişmekte olan deneyimlerin kapsamında hüküm ve tanım geliştirmek daha makul ve kabul edilebilir bir yaklaşım olur.
      Çıkış noktamız neresidir, hangi donanım, birikim ve güçle, kimlerle, nereye varmaya çalışıyoruz? Neye davet ediyoruz? Fantastik, mitolojik, ütopik ve maceracı polisiye kurgudan öte; yaşamın her alanına dokunan, iddiasını, önerisini, tezini, gerekçesini ve savunmasını da bünyesinde barındıran; gerçekçi bir yaklaşımın, yazıya dökülmüş aşk/sevgi/heyecan/özveri ve azimle harmanlanmış haliyle karşılaşacaksınız.
      Kitap çalışmamız; yasa yapanların, uygulayanların, iddia/sav/savunma/teori üretenlerin, denetim ve yönetim görevi olanların, dikkatini çekebilecek öğreti, öneri ve argümanlar içermektedir. Duyum, gözlem ve sezgilerin; akıl ve mantık süzgecinden geçirildikten sonra, ifade öğesi olarak kullanıldığını belirtmek isterim.
      Kurgusal anlatımla, duygu ve düşünce dünyanıza bir şeyler katabilmişsem, görevimi yapmanın huzur katsayısı artacaktır.
      Bu kitap ayrıca; bilim, inanç, düşünce, siyaset, teknoloji, ahlak ve adalet kavramları arasındaki dengeyi nasıl kuracağımızı, bizim onlara karşı ve onların aralarındaki mesafe/ ilişkinin nasıl olması gerektiği konularında mantıklı ve sarsıcı örneklerle donatılmıştır.

    • -26% İndirim
      48.00

      Biz daha dünyaya gelmeden evvel Âdem’e Rab’den verilen hediyelerden biridir kelam. Kelam hâsıl olduğundan bu yana kalbin sesi dil ile kulağa taşındı. Söz uzadıkça etkisi azaldı, akılda tutulması hatta anlaşılması zorlaştı. Dimağlarda sözün ya başı ya da sonu kaldı. Bu nedenledir ki sözün kısası, lafı dolandırmadan bir nefeslik söylenmesi makbul oldu.

      Her söz söylendiği anda başlamamıştır aslında. Daha yeni duyulmasına karşın sözün oluşmasına zemin hazırlayan olaylar dizini vardır “Ezel” dediğimiz.
      Varlığımızın doğumumuz ile başladığı düşünülse de ikinin üçüncüsü olarak göz açtık bu âleme. Şu anda varolan eslaftan yadigâr.

      41 günde kendini yazdıran Ve Velhasılıkelam’ın kaynağı, yengilerimi besleyen yenilgilerimdir.

      Ve velhasılıkelam, velhasılı meram…

      SÖZÜN ÖZÜ
      Her söz giremez
      Dövülmeyince kulağın örsünde
      Sağanak yığınak
      Dolanır durur zihin dehlizinde
      Ta ki yürek ses verene dek.
      Sözün özü, demi yüreğin
      Sahi gördün mü, âdemden başka sohbet edeni?

      Tülay ENEZ

    • -10% İndirim
      90.00

      Vatanı sevmenin cefasını soluk soluk çektim ben,
      Ekilen fitne tohumun, merhamet orağıyla biçtim ben,
      Geçilemez denilen dağlardan, sulardan,
      hendeklerden geçtim ben,
      Şerbet deyu verdikleri zehri yudum yudum içtim ben.

    • -36% İndirim
      140.00

      Asırlık Cumhuriyetimizi asırlarca yaşatma idealistlerinden birisi olarak, Cumhuriyetimizin birinci asrının tamamlanmasının sevgi ve coşkusuna katkı sağlamak amacıyla veteriner mesleği mensuplarından şair olanları 63 yıl sonra Cumhuriyet çınarımızın sanat dalına taze bir yaprak olarak iliştirmek istedim.

      Böyle istedim çünkü; bundan sonraki yüz yıllarda doğan Türkiye Cumhuriyeti evlatları, bunları tanısın fikir ve düşüncelerinden feyz alsınlar, onlardan daha büyük ve daha canlı olarak Cumhuriyetin sanat dallarına tutunsunlar ve o dallar her zaman dolu ve gür olarak çınarın heybetini ve gölgesini büyütsünler.

    • -30% İndirim
      98.00

      Kulak ver de dinle beni
      Söze vurgunum, söze ben
      Kul eden kendine seni
      Göze vurgunum, göze ben

      Meylim yok parada pulda
      Marifet aramam çulda
      Hakk’ın yarattığı kulda
      Öze vurgunum, öze ben

      Yeter ki sen Hakk’a dayan
      Her halin Allah’a ayan
      İbrahimleri yakmayan
      Köze vurgunum, köze ben

      Dikkat et aman ha aman
      Devir başka, fena zaman
      Hem Türk ve hem de Müslüman
      Size vurgunum, size ben

      Mezar son durak varılan
      Dost mu hak söze darılan
      Bir tek secdeye kırılan
      Dize vurgunum, dize ben

      Batsın Hakk’a erişmeyen
      Kördür O’nla yetişmeyen
      Parmaktaki değişmeyen
      İze vurgunum, ize ben

      Eskir sonunda her yeni
      Toprak sarar onca teni
      Boş vermişim seni, beni
      Bize vurgunum, bize ben

    • -26% İndirim
      52.00

      Okumakta olduğunuz eserdeki makalelerin birçoğu Akit’te yazmış olduğum yazılardan oluşmakta. Her bir makaleye saatlerimi verdim. Hepsinin ayrı bir hikayesi var. Kitabın ismini de “Vuslat” olarak belirledim. Türkçe’nin en çok sevdiğim kelimelerindendir “Vuslat.” Arapça olan bu kelime; sevilen, özlenen bir şeye kavuşmadır. Vuslatın en güzeli ve doyumsuz olanıysa, bizi yaratan Rabbimize kavuşmaktır. Hayatımız ve eylemlerimiz, amellerimiz; O’nun rızasını kazanmaya matuftur. Bu eser, o amacımıza bir kapı aralarsa, ne mutlu bizlere.

       

      Acizane bendenizin, bu üçüncü eseri. İlk eserim 1996 yılında “Vural Yayıncılık” tarafından “İslami Bilinç” adıyla yayınlanmıştı. Daha sonra Birleşik Yayınları “Dinin Direği Namaz” konulu risalemi neşretti. Tüm eserlerimi, başta çocuklarım, değerli eşim olmak üzere, kitap dostlarına atfediyorum.

    • -30% İndirim
      98.00

      Hazırlıklar süratle tamamlandı. Dört ay gibi kısa bir sürede Rumeli Hisarı yapılarak, Bizans’ın Karadeniz yolu kapatıldı. Büyük toplar döktürüldü. Ordu, 1453 yılı başlarında toplanarak Edirne’den hareket etti. Fonda Mehter takımı Tekbir ve Selamdan sonra “Ceddin deden, neslin baban” marşını çalmaya başlar. Müziğin sesi yavaş yavaş kısılırken askerlerin, “Medet Allah’ım medet Ya İstanbul Ya Cennet” diye bağırmaları işitilir.

      ***

      Mersin-Gülnar’ın Beydili Köyünde doğdu. Beydili Köyü İlkokulu, Antalya Aksu Öğretmen Lisesi ve Konya Selçuk Eğitim Enstitüsü Sosyal Bilgiler Bölümünden mezun oldu. Anadolu Üniversitesi Tarih Bölümü’nde Lisans tamamladı.

      Artvin-Borçka-Damar Ortaokulu’nda öğretmenlik ve müdürlük, Osmaniye-Düziçi-Ellek Ortaokulu’nda, Mersin-Erdemli- Tömük Yeşildere Ortaokulu’nda, Gülnar Lisesi’nde, Gülnar Çok Programlı Lisesi’nde müdürlük ve Mersin Gülnar İmam Hatip Lisesi’nde öğretmenlik ve müdürlük yaptı.

      Osmaniye-Düziçi, Mersin-Yenişehir ve Gülnar İlçelerinde İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü görevlerinde bulundu. Mersin Milli Eğitim Müdürlüğü’nde Eğitim Uzmanlığı görevinden 2017 yılında emekliye ayrıldı. Evli ve beş çocuk babasıdır.

    • -24% İndirim
      38.00

      İnsanoğlu, halen ilk varlığının sorgusunu yapmakta ve bu uğurda, sadece atomu değil, kâinattan gelen kozmik tozları ve ışınları dahi araştırmaktadır. Buldukları ise, yüce Yaratıcı’nın azameti yani akıl almaz büyüklüğüdür.

      Bu kitapçıkta, Hz. Âdem (a.s.)’a yüce Allah’ın öğretildiğini tahmin ettiğimiz ve yaşam için gerekli değerlerin (isimlerin), sözcüklerin (ifadelerin) karşılıkları ve anlamları sunulmuştur. Ve ayrıca, insanı insan yapan değerlerin toplandığı 90 sihirli sözcüğün, hem tek başına ve hem de birbirleriyle olan ilişkileri de açıklanmıştır.

      Beğenerek ve bir solukta okuyacağınızı düşünüyorum…

    • -24% İndirim
      72.00

      Yabancı devletlerin tüm savcıları, savcıların yasallığı, tarafsızlığı, tarafsızlığı ve bağımsızlığı ilkelerinin uygulanması temelinde vatandaşların haklarını ve çıkarlarını korumayı amaçlamaktadır. Vatandaşların hak ve özgürlüklerini koruma görevini çözerek, savcılık, yasalara aykırı olmayan ihlallerine karşı özel önlemleri bağımsız olarak belirler.

      Yabancı devletlerin savcılığının yapısın bilmek sadece bugün tecrübeden geçecek hukukçular ufkunu genişletmek için gerekli değil. Hazırlanacak kanun projeleri, onun içinde savcılık meseleleri üzerine uluslararası belgeler ve yabancı devletlerin yasal eylemleri ilgili hükümler ile karşılaştırıldığında diğer ülkelerin deneyimi önemlidir.

    • -30% İndirim
      126.00

      Yaşam döngümüzün şekillenmesi, hayatımız boyunca karşılaşacağımız ince detaylar ve anlık nüanslarda saklıdır. Geçmişi bir film şeridi gibi geriye sararak izleyebilseydik; şimdi bulunduğumuz mevkiye, makama, veya yaşadığımız ortama nasıl gelebildiğimizi görür, geçmişte aldığımız anlık kararlardaki o ince detaylarda saklı olduğunu rahatlıkla değerlendirebilirdik.

      Alacağımız en etkili ve en akılcı karalarla hayallerimizdeki ideallerimizi gerçekleştirmek, muhakkak ki başarımızın temelidir. Bu temellerin sağlam zemine oturtulması gayesiyle bergüzarlarda yaşayarak, düşündüğümüz ülkülerimizin hazırlanmasına yönelik ön yargısal planlar kurgulamak zorundayız.

      Kitabımda yer verdiğim “Yâdîgâr”larımı yâdederken, yaşadığım gerçek hadiselerin, çizdiğim karükatürisel resimlerin ve yazdığım şiirlerin; sizlerin de derin hayallere dalmanıza tercüman olacağı düşüncesiyle, çocukluğunuza geri döneceğinizi ve geçmiş yıllarınızı bir nebze de olsa yâd ederek değişik duygulara kapılacağınızı tahmin ediyorum.

    • -35% İndirim
      72.00

      YAĞMUR KAR

      Yağmur kar yağmazsa toprak feryat eder,
      Tatlı su kaynakları can canan biter,
      Su tasarruarına başlamayan kullar;
      Su musluklarından TIS sesleri dinler.

      Dağlar beyaz örtüden nasibini almadı,
      Toprakların yüzü coşarak gülmedi,
      Pınarlarla dereler kendine gelmedi,
      Tatlı su barajları acep ne hallerde?

      Kurak geçen aylar sinyali veriyor,
      Kâh tüylerim tiken, tiken oluyor,
      Susuz kalan her can perişan oluyor,
      Allah hiçbir canlıyı darda koymasın.

      06.03.2023 10.740 İsmet GÜR