Filters
Done
    • -35% İndirim
      72.00

      YAĞMUR KAR

      Yağmur kar yağmazsa toprak feryat eder,
      Tatlı su kaynakları can canan biter,
      Su tasarruarına başlamayan kullar;
      Su musluklarından TIS sesleri dinler.

      Dağlar beyaz örtüden nasibini almadı,
      Toprakların yüzü coşarak gülmedi,
      Pınarlarla dereler kendine gelmedi,
      Tatlı su barajları acep ne hallerde?

      Kurak geçen aylar sinyali veriyor,
      Kâh tüylerim tiken, tiken oluyor,
      Susuz kalan her can perişan oluyor,
      Allah hiçbir canlıyı darda koymasın.

      06.03.2023 10.740 İsmet GÜR

    • -26% İndirim
      37.00

      Metin’in annesi sordu;
      -Sana yalan söylediğimizi, seni aldattığımızı mı düşünüyorsun ?
      Metin;
      -Evet anne
      -Peki, dedi annesi, yalan söylemek ve aldatılmak nasıl bir şey ?
      Metin;
      -Dayanılamayacak kadar kötü bir şey.
      Annesi;
      -Öyleyse sen de kimseye yalan söylememelisin ve kimseyi aldatmamalısın ! dedi.
      Herkes sustu ve düşünmeye başladı;
      “Hakikaten, yalan söylemek ne kadar kötü bir şeydi”

    • -30% İndirim
      84.00

      Meğer söylenecek ne çok şey vardı
      Fakat artık benim ne gücüm
      Ne de takatim kaldı
      Yaktığın o liman
      Benim tek sığındığım sığınağımdı
      O saklı liman şimdi
      Külleriyle duruyor uzaklarda
      Sen çıkardığın o yangınla
      Gidiyorsun varmak istediğin yere
      Çaresizce yangına bakan gözlerim ve ben
      Yanıyoruz yavaş yavaş
      Ellerim hissizleşiyor
      Kulaklarıma çıtırtı sesiyle birlikte
      Ağlama sesleri geliyor
      İlk önce anlamıyorum
      Bu içli içli ağlayan da kim?
      Sonra anlıyorum
      En başından beri
      Ağlayan ve yanan
      Benmişim meğer

    • -25% İndirim
      45.00

      Neylerse bu gönül sevdama eyler
      Kalbe sarar hüzün hazandan eyler
      Aşka bülbül olmuş dalında gülüm
      Yâr denince yürek derdini söyler

      Yokluğun içimde bitmeyen yara
      Andıkça ismini kanıyor yara
      Nere gitsem alıp başımı gülüm
      Yâr denince yürek derdini söyler

      Gül yüzlüm resmini duvara astım
      Gelirsen kilidi kapıma astım
      Ben seni gönülden sevmiştim gülüm
      Yâr denince yürek derdini söyler

      Kırıldı kalemim sineye yazdım
      Tükenmez sevdama mısralar yazdım
      Gömsem de maziye unutamam gülüm
      Yâr denince yürek derdini söyler

    • -26% İndirim
      37.00

      Bir akşam bir sabah gitmezsem olmaz
      Cana umut olsun yârin pınarı
      Su isterim gönül tasına dolmaz
      Cana umut olsun yârin pınarı

      Gücümü topladım fırsatım sondu
      Uçtu gönül yine zirveye kondu
      Diyemedim aşkı hayaller dondu
      Cana umut olsun yârin pınarı

      Gülüşünden belli aşk kokuyorsun
      Yüreğe sarılmış can dokuyorsun
      Söyle gözlerimde ne okuyorsun
      Cana umut olsun yârin pınarı.

      Yürek senin için yakıyor ağıt
      Derdimi yazmaya yetmedi kâğıt
      Göster gül yüzünü derdimi dağıt
      Cana umut olsun yârin pınarı

      Yaşlı gözlerimden ağu akmasın
      Hicran ateşini gönül yakmasın
      Haşim Can pınara küskün bakmasın                                                                                                                                  Cana umut olsun yârin pınarı

    • -35% İndirim
      52.00

      Ufkumda dolaşıp duruyor kelimeler. Zihnimi meşgul ediyorlar gece–gündüz.

      Sorular, sorgular, umut ve endişeler…

      Onları ya kovmalıydım ya da onlarla birlikte terk etmeliydim yer küreyi.

      Ben birlikte yaşamayı tercih ettim ve kelimeleri duygu dünyamda yoğurup size ikram ettim.

      Bazen ben önden yürüdüm, bazen takıldım peşlerine yürüdüm ardı sıra tıpkı bir gölge gibi. Birbirimize teselli olduk, yıkılırken bizi de altında ezen dünyada. Sözün bittiği kelimelerin tükendiği yerde yetiştiler imdadıma. Bazen sessiz bir çığlık, bazen kabaran bir deniz, bazen de bereket indiren bir yağmur gibi…

      Gönlümün melodisi, makamı hep böyle sürecek
      Şiirle başladı fakat şiirle bitmeyecek…

      Ayhan Özköroğlu
      ***
      Yağmurlu bir sonbahar akşamı,
      Altın sarısı bir lambanın zoraki loşluğunda
      Islak şapkası ve buruşuk giysileriyle yaslandı yaralı adam, yazgısının duvarlarına…

    • -37% İndirim
      95.00

      Gecenin dört buçuğunda nasıl geldiğimi bilmeden, sağ salim ofise kendimi attığımda, binlerce sopa yemiş kadar bitkin, sersem, tükenmiş durumdaydım. Ofis telefonu çaldı. İçimden “hayırdır” deyip ahizeyi kaldırdım, “sende… evden kaçıyorsun” diye sayarken telefonu kapattım, defalarca aramasına rağmen açmadım ve baktım bırakmayacak, telefonun fişini çektim. O saatte bile olsa, bir dosta koşup, onu uyandırıp onun kolları arasına girip, derdimi dökmek ihtiyacı duydum. Belki o zaman çektiğim acının niteliği değişir, kendimi biraz daha iyi hissedebilirdim. Tüm vücudum titriyor, dudaklarım uyuşmuş, ayaklarım falakaya yatırılmış gibi üstüne basarken acıdan zıplıyorum. Zıplayınca da düşüyorum. Düştüğüm yerden kalkmak için dakikalarca uğraşıyorum. Kalkınca da tekrar düşüyorum. Arka arkasına, üç dört defa düşünce bir daha kalkmak istemedim ne olursa olsun böyle kalayım ölürsem ölürüm dedim. Yeisin ve çaresizliğin girdabında durmadan yoğruluyordum.

    • 145.00

      Hâlimi tercüme edecek olursam ya da hayat hikâyemi kısaca belirtecek olursam, aklıma şunlar geliyor: Memleket olarak doğduğum yeri sorarsanız Pazarcık. Kahramanmaraş’ın şirin bir ilçesi. Pazarcığa, Kahramanmaraş’tan gelmişiz. Aslımız Kahramanmaraş’lıdır. Sandalzade olarak bilinen bir aileye mensubum. Annem Besni’lidir. 7 kardeşin üçüncüsüyüm. 1965 yılında doğdum. Babam geçimini Marangozlukla sağlardı. 15 yıl kadar önce emekli oldu. Annem 2007 yılında vefat etti. Allah (cc) rahmet eylesin. Canım Annem, birçok Anadolu kadını gibi çileli bir hayat yaşadı. Babam da elinden emektar bir kişidir. Hayatı boyunca hep çalışarak yaşadı. Babam gibi Ben de el sanatlarıyla ilgilenmeyi ve marangozluk mesleğinde ürünler üretmeyi çok isterdim. Ancak, elim el sanatkârlığına yatkın değil. Sanatkâr olamadığımız için okuduk. Pazarcık Lisesi’nden sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesini bitirdim. Şiire 13 yaşında başladım. Ortaokul, lise, üniversite yıllarında çok şiir yazdım. 1987 yılında memuriyete başlayınca biraz mola vereyim dedim. Bu mola uzun sürdü. Yazmaya tekrar 2000’li yıllardan sonra başladım. Bu tarihten sonra edebiyat alanındaki çaba ve çalışmalarımı artırdım. 2006 yılından bu güne 17 kitap yayınlamak kısmet oldu. Elhamdülillah.

      Ayrıca, fertlerde içsel gelişim ve ruhi olgunluk sağlayacak görüş ve düşüncelerimi de çeşitli yayın vasıtalarıyla topluma aktardım. Kamu yönetiminin geliştirilmesi, adil idare, ahlaklı nesil meydana getirme, ailenin güçlendirilmesi, temiz ve güzel çevrede yaşamak için gerekli olan şartlar hususunda da eserler, çalışmalar gerçekleştirdim. Elhamdülillah, bu doğrultuda birçok kitap yayınladığım gibi, makale ve köşe yazısı da yazdım. Onlarca seminer ve konferans sundum. Yukarıda da belirttim. Edebiyat ve şiir konusunda, ta çocukluk yıllarıma giden ilgi ve sevgim vardır. Elinizdeki bu şiir kitabı bu sevgiden kaynaklanmıştır.

      Evliyim. Mehmet, Ebru Nur ve Abdurrahman Taha isminde üç çocuk babasıyım. Ahmed Fuad isminde bir torunum var. Maşallah.

      Bu kitabın ana maksadı yüreğimden kaynaklanan duyguları, aklımdan yayılan düşünceleri sizlere mısralar halinde, şiir şeklinde sunmak ve sizin de yüreklerinizde hoşluk ve akıllarınızda aydınlık meydana getirebilmektir. Kendi yüreğim ile aklımı da hoş duygulara ve aydınlık fikirlere her daim muhtaç bilirim.

    • -2% İndirim
      88.00

      Korona virüs salgını nedeniyle hayatımızın akışı değişti. Hareket alanımız daraldı. İletişim farklılaştı. Dijital dünya hayatımızda çok yer almaya başladı. Samimiyetin göstergesi olan tokalaşma, sarılma, öpüşme gibi temaslarımız sosyal mesafeye kurban gitti.
      Korona virüs sadece ilişkilerimizi değil kavramlarımızı, duygularımızı düşüncelerimizi de etkiledi. Zorunlu olarak evde kaldığımız vakitlerde “Zorunlu İnziva Günlüğü” başlığıyla yazılar yazdım. İnsani bir bakışla yaşananları not ettim. Sonra Covid-19’a ben de yakalandım. Yoğun bakımda yattım. Hastanede yaşadıklarımı ve neler hissettiğimi “Covid Günlüğü” başlığıyla yazdım.
      Korona günlerinin getirdiği çaresizlik ve acıları “ti”ye alarak mizahını yaptım.
      Tarih elbette bu günlere ait resmi bilgileri kaydedecektir. Ama bir insanın yaşadığı duygular çok özel ve özgün olup ancak bir edebiyat eserinde kendini gösterebilir. İşte bu nedenle deneyimlerimi, duygularımı ve düşüncelerimi hem çağdaşlarıma hem de gelecek nesillere aktarmak istedim. Kitap böyle doğdu. Bu zamanda yaşayan ve kitabı okuyanlar mutlaka kendilerinden bir şey bulacaklar, hüzünlenecekler ve güleceklerdir. Kitabı okuyanlar pandeminin biz insanları aynı safta birleştirerek bizleri nasıl duygudaş yaptığını fark edeceklerdir.

    • -30% İndirim
      105.00

      Sizin matematikle aranız nasıl?
      Matematik dendiğinde sizde nasıl bir his oluşuyor?
      Sizce matematikten başarılı olmak için illa da özel bir yeteneğe mi sahip olmak gerekir yoksa aslında işin özünü anlayabilmiş herkes bu matematikte belli düzeyde bir başarı sahibi olabilir mi?

      Bu kitap sizin bütün matematik dünyasını bir anda öğrenip kavramanıza yardımcı olmak gibi çok sihirli bir vaatte bulunmasa da, içerdiği en temel ve basit matematik sırları ve püf noktaları ile sayılar dünyasına bakışınızı sonsuza dek değiştirecektir.

      İster inanın ister inanmayın, buradaki çok basit bazı teknikleri öğrenerek uygulamaya başlamanız halinde; arkadaşlarınızı, ailenizi ve öğretmenlerinizi hayrete düşürecek derecede yıldırım hızlı hesaplamaları yapabilirsiniz.

      Üstelik bu kitaptaki kısa yollar için özel bir matematik yeteneğinizin olması da gerekmez. Normal aritmetik yapabiliyorsanız, bu yöntemlerle herhangi bir sorun yaşamayacaksınız. Karmaşık formüller veya bilinmeyen jargonlar yoktur. Uzun ve karmaşık çoklu aşamalı sözde çözüm yolları ya da egzersizlerde bulunmaz.

      Matematiğe başlamak için hiçbir yeteneğiniz olmasa bile, başınızdaki zahmetsizce bir hesap makinesinden daha hızlı matematik yapmak için bu kitaptaki basit teknikleri kullanabilirsiniz.

      Sadece öğrenciler için değil, öğretmenler, iş adamları, muhasebeciler, banka hesap uzmanları… Gibi daha pek çok sayıda kişiler ve meslekler için…

      Sayılarla ve hesaplarla her daim işi olan ve bu konudaki işlem hızını ve aritmetik çevikliğini artırmak isteyen herkes, burada verilen basit, temel ve takip edilmesi kolay tekniklerden yararlanabilir.

      Sadece sonuna kadar okuyun ve sonsuza kadar matematik yapma şeklinizin nasıl değişebileceğini sizlerde hayretle şahit olun.

    • -27% İndirim
      22.00

      7 Ocak 1959 yılında Mersin’in Silifke ilçesinde doğdum. Üç buçuk yaşına kadar Silifke’de büyüdüm, sonrasında ailede çıkan anlaşmazlık gereği bir aileye evlatlık verilmişim. Annemin adı Sultan babamınki ise Mustafa DURMAZ. Yöremizde lakabı Yenidünya Mustafa olarak bilinirdi. 1980 yılında babamı, 1994 yılında da annemi kaybettim.
      Dokuz yaşına kadar Evkaf çiftliği köyünde çocukluğumu geçirmiş, ilk öğrenimime köy okulunda başlayıp 1969 yılında Mut ilçesine göç etmişiz. İlk ve ortaokulu bitirip lise 1 de o dönemin siyasi çalkantılar içerisinde olması ve okula bir süre ara vermem, tekrar döndüğümde uyum sorunu yaşamam nedeniyle bıraktım. 1999 yılında açıktan EML’i bitirdim.
      1979 yılında askere gittim. 20 ay sonunda terhis olup Mut’a döndüm. 5 Mayıs 1982’de Mesude hanımla evlilik yaptım. Gonca, Pınar Sultan adında iki kızım; üç kız bir erkek de torunum var. Eşimin anlayış yetisi ve kaderimizin benzerliğiyle 39 yıllık evliliğimiz devam etmektedir. 1985 yılında PTT’de işe girdim. 2009 yılında emekli oldum.
      Boş zamanlarımı değerlendirmek için ‘Çıtlık’ adlı bir gezi gurubuna katıldım. Bu grup sayesinde arkadaşların farklı kişiliklerin olması bunları gözlemlemem, doğa gezileri 30 yıllık anıları depreştirmesi ile yeniden şiir yazmaya başladım.
      İnşallah beğenilir. Bazen hiciv bazen taşlama, sevgi yergi ,övgü hepsini harmanladım.

      Cengiz DURMAZ

    • -30% İndirim
      112.00

      Araştırmacı Yazar, Oğuz ŞAHİN: Adana ilinde İlk, Orta ve Lise eğitimini tamamladıktan sonra Türk Silahlı Kuvvetlerine katılmış ve 2013 yılında Astsubay rütbesinde emekli olmuştur. Jandarma Astsubay Meslek Yüksek Okulu ve Eskişehir Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi Mezunudur. Nevşehir Kapadokya Üniversitesi Kent,Çevre ve Yerel Yönetimler üzerine Yüksek lisans yapmış, İstanbul Bahçeşehir Üniversitesi Hükümet ve Liderlik Okulu tarafından düzenlenen “Diplomat Okulu”, “Siyaset Okulu”, “Yerel Yönetimler Akademisi”, İstanbul Bahçeşehir Üniversitesi Hükümet ve Liderlik Okulu Amerikan Araştırmaları Merkezi tarafından Düzenlenen “Global Liderlik Forum’21” ve , İstanbul Bahçeşehir Üniversitesi Hükümet ve Liderlik Okulu Lisansüstü Eğitim Enstitüsü tarafından Düzenlenen “Global Bussines Forum’21” eğitimlerine katılım sağlamıştır. TBB Belediye Akademisinin düzenlemiş olduğu, Akıllı Şehirlerde Proje Yönetimi, Akıllı Şehirlerde Finansman Modelleri, Akıllı Şehirlerde Sürdürülebilirlik, Akıllı Şehirlerde Yönetişim, Akıllı Şehirlerde Referans Mimarisi ve Platformu, Akıllı Şehirlerde Planlama, Akıllı Şehirlerde Kent Kültürü, Dijital Yeni Dünya: Dijital Çağda İletişim ve Kriz Yönetimi, Akıllı Tarım, Y Kuşağı ve Z Kuşağı Olarak Tanımlanan Yeni Neslin Tanınması ve Yeni Nesil İhtiyaçların Belirlenmesi ve Doğru İletişim Yöntemleri Eğitimi, Engellilerle Doğru İletişim ve Engelli İstihdamının Sosyal Yönü, Dünyada Belediyecilik Uygulamaları Eğitimi, Katılımcı ve Yerel Demokrasi, eğitimlerine katılım sağlamıştır. Küresel Isınma ve İklim Değişikliği üzerine gazete köşe yazıları bulunmaktadır.

    • -32% İndirim
      58.00

      Bu roman Avrupa’nın batağından sıyrılmış kendi milli, manevi değerlerine, örfüne, kültürüne sahip çıkmaya çalışan Avrupalı Türk gençlerinin zorlu mücadelesinin romanıdır. Bu gençler kendini Hak rızasına adamış, gönülleri inşa etmeye çalışan birer umut ve sevgi çiçekleri oldular.
      Elinizdeki kitapta sevginin, sevdanın, sabrın, özverinin, gurbetin, acının, hasretin buram buram kokusunu ruhunuzda ve yüreğinizde hissedeceksiniz.
      Gerçek hayatlardan ilham alınarak kurgulanan bu roman ile Avrupa’da yaşayan Türk halkını ve gençlerini daha yakından tanıyacaksınız. Hem de onların içinde, onlardan biri olarak yaşamakta olan bir gurbetçinin kaleminden.

    • -25% İndirim
      27.00

      Bu sözlerin oluşumunda bu zamana kadar okumuş olduğum divan edebiyatı, halk şiiri, batı etkisinde gelişen Türk Edebiyatı, doğu ve batı klasiklerinin çevirisinden oluşan, zihnimin bu kadar farklı kültürleri bir potada erittikleri bir izdüşümüdür.
      Bilhassa sanatlı sözlerde mensur şiir ile, divan edebiyatının secili örneklerinin zihnimdeki bir yansıması olabilir.
      Tasavvufane sözlerimde ise zihnimdeki İslam tasavvufunun yanında diğer semavi dinlerin tasavvufi ile primitif dinlerin mistisizmi etkili olabilir. Tabi buna İslam tasavvufunu daha yoğun olarak modernize ettiğimi söylememe gerek yok.
      Bazı beşeri anlam içerikli sözlerimi ise bir takım şiirde kullanılan aliterasyon asonans ve kelime tekrarıyla müzikal bir bağ kurarak oluşturdum.
      Bununla birlikte toplum meseleleri sosyal, ekonomik, kültürel, dini, askeri ve psişik durumları izah eden sözleri alt şuurumun anlık bir yansımasıyla günümüz meselelerini izah edecek şekilde oluşturdum.

    • -35% İndirim
      85.00

      Bizde bir Dil var ki; ben çok zor “annadım,”
      Cılıza “kelete,” şafağa “öş” derler.
      Tarihe not olsun diyerek “ünnedim,”
      Aylağa “sünepe,” böğüre “döş” derler.

      Heyecana “evmek,” iç giysiye “göynek,”
      Çiğnemeye “gevmek,” sıkıntıya “güymek,”
      Uzamaya “süymek,” işemeye “siymek,”
      Korkuya “sıdmak,” idrara “çiş” derler.

      Islanan “yapışır,” tekeler “küpüşür,”
      Topal “yekdirir,” çocuklar “kürdüşür,”
      “Şünetir” perişan, kaşınan “gicişir,”
      Boz gezene “hevkente,” sineğe “kiş” derler.

      Bozulmuşa “yoyuk,” bağırmaya “avaz,”
      Kargaşa “taraşma,” esintiye “gamaz,”
      Sakinliğe “diniz,” umursamaz “yanaz”
      Öküze “gebişgâh,” köpeğe “oş” derler.

    • -27% İndirim
      80.00

      MUSTAFA ÖZÇATALBAŞ
      1941 Çorum doğumlu yazar ilk ve orta tahsilini memleketinde sonra eğitimine İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Fakültesinde devam etti. 26 yıllık öğretmenliğinin çoğu İstanbul’da, son beş yılı Çorum Halk Eğitim ve Akşam Sanat Okulu’nda Müdür Yardımcılığında geçti 1992’de emekli oldu.
      Sanat ve Edebiyat düşkünü, duygusal bir kişiliği olan yazarın Lise yıllarından bugüne yazdığı aşk şiirleri, kent ve memleket sorunlarını içeren gazete köşe yazıları Çorum mahalli gazetelerinde yayınlanmıştır.
      Yazara göre, Güzel Sanatların bir kolu olan edebiyat da; insanın iç dünyası duyguları ve yaşamlarının kitaplara aksi röntgeni fotoğrafıdır adeta. Okudukça kendini tanır, eksiğini tamamlar olgunlaşıp etkin bir şahsiyet olur kişi. Ders kitapları insanı sadece meslek adamı yapar. Edebiyattan nasipsizlerin hep bir tarafı eksiktir sanki. Kültürlüler arasında o eksiklikleri sırıtır bayağı…

      Yazarın basılmış eserleri
      1-ŞU BİZİM Çorum. Anı Hikayeler. 1996
      2-ÇORUM İLE İSTANBUL’UN ARASI.
      Nostaljik Hikayeler. 2003.
      3- İKİ KADININ HİKAYESİ. 2017. (Roman)
      4-KORONA ALTINDA BİR İZDİVAÇ 2021 (Roman)
      5-EVLENSEM Mİ ACABA? 2021 (Komedi Tiyatro)
      6-YOKSA RÜYA MI? 2023 (Roman)