Filters
Done
-21% İndirim₺190.00₺150.00Yazarak bir şeylerin yolunun açılacağı kesin ve yazmadan açılacak gibi durmuyor. Başka yolu var mı? Yok! Daha başka ne olabilir? Neler olmaz ki düşüncen ile yaza yaza açılacağını biliyorum. Düşünceden daha hızlı ne var? İnan hiçbir şey yok! Nevi şahsına münhasır rahiyasından kurulan cümle iyotlu deniz kıyılarına yazıları, çünkü okuyunca birbirimizin kayıp kıtalarıyız diyeceksiniz. Yazılarına kapılmışlığıma kapıldığım gün vuslatın rahlesinde yüzüme okunacaktı duymak istediklerim. Evet, okundu ve duydum. Yazılar bir rüyada mı geçiyor bilmiyorum lâkin her okudukça muhteşem açıyor çiçekler. Bu yüzden rüyalar görme vakti geldiyse Ashaf-ı Kehf uykusuna devam. Bütün çağların en kötüsünü yaşasan ve dahi kötünün kötüsünü de bu kitapta geçen güzel yazıları ve hikayeleri her çağda severim. Bu yazıların hayranıyım ve biraz daha zaman desem nisan yağmurları başlar. Yazıları sevmek tüm zamanların toplamı ve toplamından ezeli ebedi bir izah. Okuyunca kendime sormadan edemiyorum edebi bir dil mi bu kullandığı? Başka ne olabilir kelimenin tam anlamıyla böyle, evet ebedi bir dil. Başka ne diyebilirim düşlere uzanan mânâlı yazıları var. Bir insan düşün bir de ne yazdığını, sonra mı sonrası da var öncesinde olduğu gibi de okudukça her dem kelime oyununda buluyorum kendimi.
Fikriye Üren
-25% İndirim₺200.00₺150.00“Şiir, yaşam yolculuğunun gamzesi, özgünlüğün ve özgürlüğün saklı kapısıdır.”
— Zeynep ErdoğanUzun yıllardır şiir yazan Zeynep Erdoğan, bu süreçte Yaratıcı Yazarlık eğitimi alarak kalemini geliştirmiştir. Çocuk Gelişimi ve Sağlık Kurumları İşletmeciliği bölümlerinden mezun olan şair, sağlık alanında çalışmaya devam etmektedir. Aynı zamanda 2. Kademe Halk Oyunları Antrenörü ve İşaret Dili Tercümanıdır. Emel ve Emir’in annesi olan Zeynep Erdoğan, sanatın ve hayallerin izinde yürümeye devam etmektedir.
-25% İndirim₺60.00₺45.00Şiirleri, Afşin’in Sesi, Yeşil Afşin ve Elbistan’ın Sesi mahalli gazetelerde ve Çıngı, Berceste, Vesselam, Sözün Ustaları, Serencam, Somuncu Baba, Yarpuz, Hece Taşları gibi bir birçok dergide yayımlandı.
Bir kamu kuruluşundan emekli olan şair, evli ve beş çocuk babasıdır. Afşin’de ikamet etmektedir.
***
Koklayınca çiçek sandım kendimi,
Şimdi niye kaçıyorsun bir tanem?
Deli poyraz esintisi dindi mi?
Engindeyim uçuyorsun bir tanem.Gün gelecek ak olurum saçında,
Rahmetle an bu garibi göçünde,
Boğulurken çıkmazların içinde,
Yaşamayı seçiyorsun bir tanem.Düşündükçe kaleleri yıkarım,
Ateş olur oylumumu yakarım,
Kara toprak seni kokar bakarım,
Ne hoş kucak açıyorsun bir tanem.Sular bile sen akıyor akarken,
İncilerin demiyor mu takarken,
Beraberdik yol yokuştu çıkarken,
Çok kılçıktan biçiyorsun bir tanem
-36% İndirim₺110.00₺70.00Dr. Alper Alkan henüz ilk gençlik yıllarında edebiyata ilgi göstermiş, günlük hayatın içinden olayları ve toplumsal sorunları, bir yetişkin gözüyle görebilmeyi ve kaleme almayı başarmıştır.
Oldukça genç bir yaşta son derece güçlü hikayeler yazan Dr. Alkan’ın ilk kitabı, “Şarkısız İnsanlar” dokuz hikâye, “Öyle Bir Şey, Çal Ağam, Günün Adı, Şehirli Sen De, Hasan, Parktaki İki Saat, Trende, Aşk Bu, Otobüsüm”den oluşmaktadır.
Dr. Alper Alkan’ın “Şarkısız İnsanlar” ile edebiyat dünyasına ilk adımını atmasıyla, hayatında yeni ufuklara yelken açacağına, gelecekte de verimli bir yazar olarak, yeni kitaplarla aramızda olacağına yürekten inanıyoruz.
-30% İndirim₺160.00₺112.00Bizler hikâye, roman, deneme ve şiir alanlarında yazan, okuyan; okuyup yazdıklarını tartışan edebiyat sevdalıları olarak bir araya geldik. Edebiyatın; insanı düşündüren ve geliştiren gücünün sarsıcı etkisine inanıyoruz. Bu inancımızı yansıtan bir isimle anılmak istedik, grubumuza “Edebiyat Sarsar” adını verdik. Türkiye’nin her bölgesinden ve her yaştan üyelerimizle yaptığımız okuma ve yazma atölyeleri sırasında ortak bir çalışma yapma fikriyle heyecanlandık, heveslendik.
Bu kitapta, kentsel dönüşüm kapsamında inşa edilen bir apartmandaki hayatlara ayna tuttuk. Hikâyelerimizde bazı karakterler kendi yazarının kurgusunda yol alırken diğer hikâyelerde de geziyor ve yaşıyor. Her hikâye tek başına bağımsız bir kurguya sahip olsa da “uzun hikâye” niteliğindeki bu kitabın bütünlüğünü sağlayan parçası oluyor aynı zamanda.
-32% İndirim₺300.00₺205.00Karahanlı Hükümdarı Satuk Buğra Han, Türk İslam tarihinin en önemli şahsiyetlerinden biridir. Miraç’ta şanlı Peygamber efendimizin duasına mazhar olan Satuk Buğra Han, Türk milletine büyük ülkü ve ideali de aşılamıştır.
Peygamberimiz Hz. Muhammed, Recep ayının 27. gecesinde Mekke’deki Mescid-i Haram’dan, Kudüs´teki Mescid-i Aksa´ya götürüldü, oradan da gökleri aşarak, Cebrail’in bile giremediği Sidretül Münteha’yı geçerek Cenabı Allah’ın katına ulaştı. Bu muhteşem olaya “Miraç” ya da “Göğe çıkış” denir.
Peygamberimiz, Miraç’ta Cebrail Aleyhisselam’a sordu:
“Ya Cebrail, bu peygamber de kimdir?”
Cebrail Aleyhisselam da şu cevabı verdi:
“Ya Muhammed, o bir peygamber değil, sizin vefatınızdan 333 yıl sonra fani dünyaya inecek ve Türkistan’ı İslam dini ile şereflendirecek Türk Hükümdarı Abdülkerim Satuk Buğra Han’ın ruhudur. Peygamberler, Tevhit inancını insanlara tebliği için görevlendirildiler. Ne yazık ki, bu peygamberlerden bazıları, bir-iki kişiden daha fazlasına dahi Tevhit inancını anlatamadan bu âlemden göçüp gittiler. Amma Satuk Buğra Han, sizin ümmetinizden sayılamayacak kadar çok insanı, İslam ile tanıştıracak, kutsal din ile müşerref kılacak. Doğru yoldan ayrılmışları alıp Tanrı’nın ve sizin yolunuza getirecek.”
Hz. Muhammed Efendimiz bu cevap üzerine çok mutlu oldu. Ellerini göğe doğru kaldırıp Cenabı Allah’a dualar ederek şunları söyledi:
“Şükürler olsun ki, gönlüm Türkistan’a meyletti ve huzurla doldu. Demek ki benden yüz yıllar sonra, ümmetimin bahadırları, hak dinini Türkistan’a yayacaklar. Karanlığı ışıkla, nurla kovacaklar, insanları İslam’a davet edecekler. İslam dini, Doğu’nun en uzak köşelerine dahi yayılacak. Ben de Satuk Buğra Han için her gün Allah’a dua edeceğim.”
İşte bu kitap, ilk Müslüman Türk Hakanı olan Abdülkerim Satuk Buğra Han’ın destansı hikâyesidir. Allahu Teâlâ onun ruhunu şad etsin.
-30% İndirim₺160.00₺112.00Her insanın yüreğinde, anne sevgisi kadar kutsal ve yüce bir duygu, ayrı bir sevda yaşar. Bu vatan sevgisidir. Herkes dünyaya gözlerini açtığında kendisini doğuran anneyi görür. Ve anne onun için vazgeçilmez, kutsal bir varlık olur. Doğup büyüdüğümüz, hayatımızı devam ettirdiğimiz vatanımız da bizim için kutsal ve vazgeçilmezdir ve o yüzdendir ki “ANA VATAN” denilmiştir. Öyle ki bu vatan uğruna binlerce insanımız savaşmış, gazı ya da şehit olmuştur. Vatan sadece bir toprak parçası değildir. Vatan bir milletin onuru, gururu, namusudur. O yüzden şair Mithat Cemal Kuntay Şöyle demiştir. “Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır.” “Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.” Ana vatanı sevmek ve korumak, topraklarının her santiminin değerini bilmek ve gerekirse, bu vatan için ölmek hepimizin kutsal görevi olmalıdır…
-31% İndirim₺175.00₺120.00Tarihin seyri seferinde milletler arenasında yer alan uluslar kendi kahramanlarını yetiştirerek cemiyet hayatına sunmuşlardır. Bunların ulus devlet anlayışıyla gelecek nesillerin istifadesine sunulması tarih bilincinin gelişmesine ve yerleşmesine katkıda bulunacaktır. Bu vesileyle bağımsızlığın ilk günlerinde Azerbaycan Devleti kamu düzeninin sağlanması ve adli sistemin tam manasıyla işlerlik kazanabilmesi için Şemşir Aliyev gibi kahramanları görevlendirmiştir. Bu görevlendirmenin adı Şahlaroğlu Şemşir Aliyev Beydir. Kendisi Azerbaycan’ın, Sovyetlerden Birliğinden ayrılarak bağımsızlığını kazanmasından sonra göreve gelen ilk müstakil başsavcısıdır. En büyük talihsizliği mesleğinin ilk yıllarında Sovyetlerden kalma hantal bürokrasi ve suç örgütleriyle uğraşmak zorunda kalması olmuştur.
Şemşir Aliyev Beyin içinde bulunduğu şartlar namüsait olsa bile kendisi son derece gözü kara vatansever birisidir. Mübarek vatan toprağına çöreklenen suç örgütlerini temizlemek ve adaleti hâkim kılmak için taşın altına elini değil gövdesini koymuştur. Daha anlaşılır bir ifadeyle; “Ya Devlet Başa Ya Kuzgun Leşe” demiştir. Kahraman Savcı Şemşir Aliyev Bey de yeni kurulan Bağımsız Azerbaycan Devletinin tarih sahnesinde yerini alarak ebediyen payidar olması için her türlü tehlikeyi göze almış. “Devleti Ebed Müddet Ülküsü”ne bağlı kalarak mafya vari suç örgütlerinin karşısına çıkmıştır. Gözünü daldan budaktan esirgemeyen kahraman savcımız, önce vatan parolası ile çıktığı yolda maalesef menfur bir suikast sonucu şahadet şerbetini içerek makamların en yücesine yürümüştür.
ZİYA ŞAHİN
-32% İndirim₺220.00₺150.00Kendini tanımak, bir insan için bilhassa günümüzde çok önemlidir. İnsanı değersizleştiren, benliği ikinci plana iten ve düzgün davranmayı neredeyse imkânsız kılan bir yapı mevcuttur ne yazık ki günümüzde. Bu yapı, bireyin kendini ve dünyayı araştırması, bilmesi değil üretilenleri bilmesi ve tüketmesi üzerine inşa edilmiştir. Bu yapıya uyum sağlamak için gösterilen çaba yabancılaşmaya yol açmaktadır. Boşa geçen zaman yaşamları da boş hale getirmektedir. Beyinlerin içi boşaltılarak benliğin hiç de hoşuna gitmeyecek yeni bilgiler enjekte edilmektedir. Doğadan gelmiş bir varlık olmasına rağmen insan sanki doğa dışı bir varlıkmış gibi davranmaktadır. Hem toplum hem de doğa için tehlikeli bir hale evrilmiştir kısa süre içinde! Zihinsel evrim, insanı garip bir duruma getirmiştir. Bilgi çağında insanın kendini bilmemesi oldukça trajik bir durumdur.
-33% İndirim₺420.00₺280.001950 yılında Tavşanlı’da doğdu. İlkokulu aynı ilçede tamamladı. O dönemlerde sayısı az olan İmam Hatip okullarından Balıkesir İmam Hatip Okulu’nda eğitime başladı ve 1969 yılında birincilikle mezun oldu. Aynı yıl başladığı İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü’nü 1973 yılında pekiyi derece ile tamamladı.
1974 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı’nda Kur’an Kursu Öğreticiliği ile göreve başladı. Yedek subay olarak Isparta’da askerliğini tamamladı. Diyanet İşleri Başkanlığı’nda açılan Fransızca kursunda “Kur’an-ı Kerim, Din Sosyolojisi ve Fransızca” sertifikası aldı.
Sırasıyla şeflik, saymanlık ve Almanya’da yurtdışı görevlerinde bulundu. Din görevlisi, Kur’an kursu öğreticisi, müftülük ve diğer hayır derneklerinde görev yaptı. Emekli. İki çocuk babasıdır.
Unutulmayan Değerli Hocalarımıza Şükran Borcumuz:
Mahir İz
Hafız-ı kurrâ-Hacı Hafız Üsküdarlı Ali Efendi
Hafız Rahmi Şenses
Do. Dr. Nedim Urhan
Dr. Selçuk Eraydın
Prof. Dr. Ali Özek.
Bekir Sadak
Müdürümüz Prof. Dr. Salih Tuğ,
Arapça Hocamız Ezher mezunu merhum Ahmet Davutoğlu
Prof. Dr. Bekir Topaloğlu
Mehmet Sofuoğlu
Tunuslu Prof. Muhammed Tancı
Dr. Hafız M. Ali Sarı
Mevlevî, üstâd Neyzen Halil Can
Kemal Edib Kürkçüoğlu
Ömer Çam
Prof.Dr. İsmail Karaçam
Dr. Hafız Tayyar Altıkulaç
Yüksek Mimar Mühendis Ömer Kirazoğlu
Farsça Hocamız Prof.Dr. Ali murad Daryal
Ord.Prof. Recai Galib Okandan
Fransızca Hocalarımız: A. çetin Ertürk-Fikret Gökdemir
Dr. Serdar Kurtoğlu
-32% İndirim₺420.00₺285.001950 yılında Tavşanlı’da doğdu. İlkokulu aynı ilçede tamamladı. O dönemlerde sayısı az olan İmam Hatip okullarından Balıkesir İmam Hatip Okulu’nda eğitime başladı ve 1969 yılında birincilikle mezun oldu. Aynı yıl başladığı İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü’nü 1973 yılında pekiyi derece ile tamamladı.
1974 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı’nda Kur’an Kursu Öğreticiliği ile göreve başladı. Yedek subay olarak Isparta’da askerliğini tamamladı. Diyanet İşleri Başkanlığı’nda açılan Fransızca kursunda “Kur’an-ı Kerim, Din Sosyolojisi ve Fransızca” sertifikası aldı.
Sırasıyla şeflik, saymanlık ve Almanya’da yurtdışı görevlerinde bulundu. Din görevlisi, Kur’an kursu öğreticisi, müftülük ve diğer hayır derneklerinde görev yaptı. Emekli. İki çocuk babasıdır.
-30% İndirim₺120.00₺84.00Tenim beyaz çarşafla sıkı fıkı. Kalbimin inlerine yerleşmiş duygularım yıllardır kış uykusuna uzak. Soğuk terler emekliyor bedenimde, anılarımın kokusu burnumun direğini sızlatıyor. Dilsiz hastane odasının ortasına hapsolmuş masum bir mahkumum, ruhumun boz bulanık dalgalarında kulaç atmaya çalışırken boğuluyorum. Yatağın yaylarının sesi kulaklarımı tırmalıyor ve ben her gün uzaklaşıyorum camın ardındaki hayattan.
Out of Stock₺95.00₺62.00Adaletsizlik, ahlâksızlığın kapısıdır.
**
Hak diyeni seven, hak yiyeni sevmez.
**
Güzelliğin zirvesi güzel ahlâktır.
**
Seven kadın erkeğinin terine,
sevmeyen kirine bakar.
**
Akıllı adam, aklını kurcalayan adamdır.
**
Örümceğin ölümü ağda, kurdun ölümü dağda olur.
**
Sonsuzluğa âşık olanlar, sonsuz aşklar bulurlar.
**
Sevgi ile baksa eğer, güzel gözler ömre değer.
**
Bayrak, bir milletin ülküsü ve süsüdür.
**
Aç olana aş olmayan, ağlayana yaş olmaz.
**
Varyemezler yok yerler, rüyasında çok yerler.
**
Kibrin kârı, kabrin nârıdır.
**
Bozuk insan da bozuk para gibidir;
her an harcanmaya hazır ve gidicidir.
**
İktidarda sarhoş olanlar, itibarda nahoş olurlar.
**
Yazar yıldız gibidir; güneşi emerek yaşar.
** Yaşamak ölüme, ölüm yaşama yaklaşmaktı
Out of Stock₺50.00₺38.00Bir yanımı kışa hazırlıyorum şimdi. Bir yanımsa güneşe şefkatle sarılmış. Kışlık giysiler bakıyorum. Kalın kazaklar, pantolonlar, su geçirmez ayakkabılar. Her mevsim geçişlerinde bambaşka bir insan oluyorum. Bir yanım üşüyor, diğer yanım ter içinde. Hafif bir rüzgar esince sonbaharın kokusunu alıyorum havadan. Sanki ağaçlar Zirdenbire yaşlanıyor, yapraklar sararıyor ve bir hüzün kendisini ortalığa bırakıyor. Bu yüzden de neş’e içinde gülümserken ortalıkta, birdenbire suratı kırk karış bir adam oluveriyorum. Giysilerime de yansıyor bu karmaşa. Altımda siyah bir kot pantolon, üstümde lila bir tişört olabiliyor. Bir yanımla diğer yanıma dönmek ve ona seslenmek mümkün olsaydı, diğer yanımı karşıma alır ve ona “beni hüzünlere salma nolur!” derdim. Beni hüzünlere salması için sonbaharın gelmesi gerekmez çünkü. Doğuştan bir hüzünle gelmişim zaten dünyaya. Gözlerime her bakan niçin bu kadar hüzünle baktığımı sorar. İsteyerek yaptığım bir şey değil aslında bu. Bu hüzündür beni güzelleştiren, bakışlarımı derinleştiren.
Herkese bulaştırdığım bu hüzünle durmadan çoğalırken, yaz mevsiminin geçici tesellisiyle mutlu olmaya çalışmam biliyorum ki nafile. Her şey ne kadar da sıkıcı. Keşke yanımda olsaydın diyebileceğim birisi olsaydı keşke. O zaman farklı bir insan olabilirdim belki. Belki mevsimleri zamanında ve tadında yaşardım. Bir yanım yaz, bir yanım kış olmazdı. Zamanı ve mekanı anlamlandıran ne ki? Bir insanla güzelleşiyor bir şehir. Bir insanla her şey yerli yerine oturuyor. Hayat yeniden dizayn ediliyor.
-24% İndirim₺225.00₺170.00Bizler dünya denizinde binmişiz bir kayığa, balık tutmak için atmışız oltamızı ve koca deryada boş çektikçe oltamızı, devamlı yer değiştiriyor, umut arıyoruz, yaşam arıyoruz, gelecek arıyoruz. Ama tam bulduk derken, birdenbire elimizden kayıyor. Aydınlık bize tam gelmiyor sanırım. Her zaman bir yanımız gölgede kalıyor…
Sen şimdi uzaklarda, ben ise sensizliğe yüreğimde dert topluyorum. O yürek ki ancak sana kavuştuğunda her bir dert kelebek olup konacak aşkımıza, o zaman hasret bitecek. Bir şiir yazmak istedim adını sen koydum ama sensizliği kalem bile yazmadı. Umudum, umutlarım avucumun içinde, korkuyorum kaybolur diye…
-32% İndirim₺280.00₺190.00Her insan aşkın tanımını yapabilir mi?
Aşk, sadece tanımlayabilene mi güzeldi?
Peki ya mutsuz biten hikayelerin rotası mutlu insan hikayelerine döner mi?
Dönmeli…
İşte tam da bu noktada gelin Eda’nın penceresinden bakalım dünyaya. Mücadeleyi elden bırakmayan, hayatına giren dostların her zaman yanında olan, sevdiği adamı hatalarına rağmen anlamaya ve anlamlandırmaya çalışan bir ruh o.
Herkesin olduğu gibi Eda’nın da hayatının sağlamasının tutmadığı zamanlar oldu. Empati yeteneği ile bu süreçleri sağlıklı şekilde atlattı. Bunlar olurken elbette ki zaman hiç durmadı. Günler haftaları, hafalar ayları aldı.
Şehrin karşı kıyısı eseri, bir gün dahi kaybetmek istemeyip, bir araya gelenlerin hikayesidir.
Özgür Urtekin










