Açıklama
| Baskı Tarihi | Kasım 2025 | Baskı Boyutu | 13,50 x 21,00 cm |
|---|---|---|---|
| Baskı Sayısı | 1. Baskı | Kağıt Cinsi | 2. Hamur |
| Cilt Tipi | Ciltsiz | Çevirmen | |
| Sayfa Sayısı | 96 | Yayın Dili | Türkçe |
₺300.00 ₺200.00
Röportajı, bizler televizyonlarda gazetecilerin devlet adamlarıyla, siyasilerle ya da spor veya musikide tanınmış birileriyle yaptıkları ve kamerayla kayıt altına aldıkları söyleşilerde görmekteyiz.
Ben de yaptığım bazı röportajları veya benimle yapılmış röportajları kayıt altına alabildim. Bunları da bir kitapta birleştirmek istedim. İşte bu kitap, bu niyetimin ürünüdür.
| Baskı Tarihi | Kasım 2025 | Baskı Boyutu | 13,50 x 21,00 cm |
|---|---|---|---|
| Baskı Sayısı | 1. Baskı | Kağıt Cinsi | 2. Hamur |
| Cilt Tipi | Ciltsiz | Çevirmen | |
| Sayfa Sayısı | 96 | Yayın Dili | Türkçe |
Sadece bu ürünü satın almış olan müşteriler yorum yapabilir.
-32% İndirimSavaşların insan doğasına dayandırılarak açıklanması, genellikle siyaset felsefesi, psikanaliz, sosyo-biyoloji alanlarında ortaya koyulmuştur. Savaşlar, temelde insanın bencil ve saldırgan doğasından kaynaklanmaktadır. Milliyetçilik düşüncesi ve Sanayi İnkılâbının getirdiği sömürgecilik anlayışı, ekonomik kriz, faşist düşünce, emperyalist güçlerin yarışma politikası, çıkar anlaşması vs. savaşların çıkmasının nedenleridir. Çeşitleri; akustik savaş, amfibik harekât, asimetrik savaş, bağımsızlık savaşı, barutlu silahlarla savaş, biyolojik savaş, deniz savaşı ve dini savaşlardır… İşte Hamas, Gazze, Filistin de soykırım savaşı, bu tür savaşlar insanlığın yüz karasıdır. Ama vardır.
-25% İndirimSözlerime başlarken Rabbime sonsuz hamdüsenalar olsun ve onun resulü Hz. Muhammed (s.a.v.) peygamberimiz liderimiz, iki cihan güneşi, kâinatın efendisi ahir zaman nebisi rahmetenlil âlemine selatü selam olsun. Âline ashabına ve kıyamet sabahına kadar ona ümmetliğe erişenlere ve dahi onun izinde Allah yolunda cihat edip İslam’ın doğuşundan kıyamet sabahına kadar şehit olan kardeşlerime de selam olsun. Bu küfür diyarı köhne Avrupa’ya işçiler olarak gelip çok büyük zorluklar içinde mücadele verip Avrupa’nın karanlık sokaklarında kaybolmadan var olma yok olma savaşı veren, Türkiye’mizin inançlı ve vakarlı aziz insanlarına da selam olsun. Belki küfür diyarında maddi ve manevi yönden, istenilen hedeflere erişemedik ama bu diyarda aslından ve inancından kopmadan hayata tutunmak bence bir başarı bir zirvedir. Allah’ın yardımıyla elimizden geldiği kadar, ülkemiz için maddi seferberlik kuruşumuzu zayi etmeden, cennet Türkiye’mizde harcadık. Lakin 1980 ile 2002 yılları arasındaki idareciler Avrupa’dan akan bu döviz selini değerlendiremediler. Türkiye’ye ne kadar çok döviz geldiyse ülke o kadar geriledi, yoksullaştı. Türkiye’nin onda biri olmayan ülkelere dilencilik elleri açılarak, koskoca bir imparator milletinin itibarını sıfırlayan hükûmetler geldi Türkiye’ye. Öte yandan Müslüman Türk insanı, Avrupa’ya koyun sürer gibi sürülerek, yalnızlığa terk edildi. Âcizane bu yüzden böyle bir kitap yazmaya, yaşadığımız olaylardan dolayı ihtiyaç duydum.
-25% İndirimTam bir Rönesans sanatçısı olan Shakespeare yanlızca İngiltere’nin değil, aynı zamanda dünya tarihinin en büyük oyun yazarı olarak geniş çevreler tarafından değerlendirilir. 1564-1616 yılları arasında yaşayan William Shakespeare, dönemin İngiltere kraliçesi 1. Elizabeth’in de parasal desteğiyle kırka yakın tarihi, komedi, trajedi ve romantik oyunlar yazmıştır. Shakespeare oyunlarıyla öne çıkan bir sanatçı olsa da, yaşamı boyunca 154 adet sone yazmıştır. Sone de ka iyeli 14 dizeden oluşan batı edebiyatı şiir biçimidir. William Shakespeare’in soneleri ise çoğunlukla “abab cdcd efef gg” ka iye düzeniyle yazılmış, konuları da insan, yaşam, ölüm, kıskançlık, karşılıksız aşk, zorunlu sevgi ve doğa gibi temalar içerir.
-30% İndirimŞiddete maruz bırakılan kadınların yazılan öyküler üzerinden yalnız olmadıklarını hissettirmek, destek alabilecekleri başvuru mekanizmalarını hatırlatmak ve yaşadıkları şiddete karşı “dur” demek için cesaretlendirmek, kadın danışma merkezleri ve sığınmaevlerinin işleyişi hakkında bilgilendirmek ve en önemlisi de ne kadar etkisi olur bilemiyorum; ama “Bu kadınlar bunları yaşıyor, farkında olun, sessiz çığlıklarını duyun, görün artık” demek için bu kitabı yazdım.
Görüştüğüm kadınların büyük çoğunluğu belleğimde isimsiz, yaşsız, cinsiyetsiz ve zamansız… Sadece ve sadece kişiler değişiyor, ama olaylar hep benzer, aynı zamanda hep farklı, hikâyeler hep biricik, her biri birbirinden özel… Binlerce öykünün sırdaşı olarak isimler, yaşlar, zamanlar geçer; hüzünler baki kalır… Yakıcı izler bırakır çoğu; bazıları övünülesi çabasının hatırasını bırakır avucuma, bazıları sessiz çığlığına eşlik eden gözyaşlarını, bazıları da gururlu terk edişlerini…
Yokluğu bir dert, varlığı bin dert sayılan suskun kadınlar coğrafyasından, ataerkil sistemin dayatmalarına karşı varlığını ispat etmeye çalışan bir kadının haklı isyankâr çıkışına ve şiddetle mücadelesine tanıklık etmek; kelebeğin dönüşümüne tanıklık etmek gibi gelir her defasında. Öyle mucizevi, muhteşem, sancılı ve kederli… Ve benim de bu hikâyedeki rolüm, yangını söndürmeye gücü yetmeyen ama elindeki bir kova suyla destek olmaya çalışan karınca misali…



Henüz inceleme yapılmadı.