Açıklama
| Baskı Tarihi | Kasım 2025 | Baskı Boyutu | 13,50 x 21,00 cm |
|---|---|---|---|
| Baskı Sayısı | 1. Baskı | Kağıt Cinsi | 2. Hamur |
| Cilt Tipi | Ciltsiz | Çevirmen | |
| Sayfa Sayısı | 360 | Yayın Dili | Türkçe |
₺350.00 ₺230.00
Ehlibeyt, Kur’an ve Sünnet’i en iyi bilen, en güzel yaşayan, yaşamaya çalışan, örnek bir aile.
Mâsum ve mazlumların âbidevî şahısları onlar.
Başlarında iki cihan serveri Peygamberimiz Hz. Muhammed var. Evliyalar Şâhı Hz. Ali ikinci sırada.
Emevi ve Abbasilerin acımasız ve gaddarca zulümleriyle bütün dünyaya yayılmak zorunda kalmışlar!.. Onlara en çok sahip çıkanlar ise, yollarına yoldaş, dindaş, kardaş olan Müslüman Türkler olmuş.
| Baskı Tarihi | Kasım 2025 | Baskı Boyutu | 13,50 x 21,00 cm |
|---|---|---|---|
| Baskı Sayısı | 1. Baskı | Kağıt Cinsi | 2. Hamur |
| Cilt Tipi | Ciltsiz | Çevirmen | |
| Sayfa Sayısı | 360 | Yayın Dili | Türkçe |
Sadece bu ürünü satın almış olan müşteriler yorum yapabilir.
-30% İndirimÇizgiler… Hayatımızın her anında karşılaştığımız çizgiler… Düz, eğri, kırık hepsi bir şeyler anlatır. Mimarın elinde bina, stilistin elinde model, falcının elinde gelecek, karikatüristin elinde sanat, ressamın elinde renkli bir dünya, parmak izinde ipucu, insanoğlunun yüzünde mazi, kar tanesinde mucize, dünyanın belinde kemer, meteorolojik haritalarda atmosfer…
Biz meteorologlar devasa atmosferi haritalara sığdırmayı çizgiler sayesinde başarıyoruz. Çizgiler dünyası atmosferi anlamak, onu tanımak, davranışlarını izlemek ve tahmin etmek özel bir uğraş olsa gerek.
Atmosferi tanımak adına verdiğimiz uğraş, birer çizgi olan izobar ve izotermlerle bir yolculuğa dönüşür. Dünyayı gezersiniz. Zahmetli bir seyahattir. Kimi yerde ıslanır, üşürsünüz, kimi yerde sıcaktan bunalır hafif bir meltemin serinliğine sığınırsınız. Bazen soğuğun beyaz yüzünü gösterdiği diyarlardan geçer, bazen de güneşle hasret giderir, sıcak ve koyu bir sohbete dalarsınız.
*****
1956 yılında Aksaray’da doğdu. Meteoroloji Meslek Okulundan 1973 yılında mezun oldu. Aynı yıl Meteoroloji Genel Müdürlüğü Hava Tahminleri Daire Başkanlığı, Analiz ve Tahminler Şube Müdürlüğünde göreve başladı.
1984 yılında Gazi Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, İngilizce Bölümünden mezun olan Yayvan, Analiz ve Tahminler Bürosu şefliği yanında Meteoroloji Meslek Lisesi, hizmet içi kurslar ve Türk Kuşu pilot okulunda uzun yıllar öğretmenlik yaptı. 1995 yılında Meteoroloji Uzmanı, 1999 yılında Analiz ve Tahminler Şube Müdürü oldu.
Londra, Viyana, Sydney, Barcelona, Ajaccio, Milano, Brüksel ve Paris başta olmak üzere birçok uluslararası kurs, forum ve konferanslara katıldı.
İTÜ Meteoroloji Mühendisliği Bölümü ve Aksaray Üniversitesinin daveti üzerine seminerler veren Yayvan’ın 3. ve 4. Atmosfer Bilimleri Sempozyumu Bildiri kitaplarında bildirileri, Lodos ve Dört Mevsim dergilerinde makaleleri ve röportajları yayınlandı.
Meteorolojinin Sesi Radyosunda daha çok bilimsel konuların ele alındığı “Haftanın Konuğu “ adlı bir söyleşi programını yaklaşık 3 yıl hazırlayıp sunan Yayvan’ın 2007 yılında, komisyon üyesi arkadaşları ile birlikte yazdığı “Hava Analiz ve Tahmin Tekniği” adlı bir kitabı bulunmaktadır.
Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nde 36 yılı aşkın süre hizmet veren Yayvan, Mart 2009 tarihinden itibaren Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Genel Müdürlüğüne geçerek TRT TÜRK TV kanalında Meteoroloji Uzmanı olarak görev yaptı.
15 Aralık 2011 tarihinde emekli oldu. 2012 yılında KANAL A televizyonunun daveti üzerine meteorolojik yorum ve tahminleriyle bir süre daha programlara katılan Yayvan aktif çalışma hayatını sonlandırdı. Evli ve iki kız çocuğu olan Yayvan İngilizce bilmektedir.
-32% İndirimEvrim bugün için onlarca bilim dalı tarafından gözlemlenen bir gerçekliktir, artık. Dolayısıyla ilk insanlar çocukluk seviyesinde yaşadıkları ve soyut değerleri idrak etmedikleri için; putperestlik yani her bir kabilenin somut bir putu var olmuştur. Bu ise o dönem için yanlış değil idi. (İbn Arabi) Çünkü bu doğal fakat ilkel inançlar, insanları göreceli olarak birliğe, aidiyete ve yine göreceli olarak rekabete sevk ettiği gibi; o inanç duygusu sayesinde bilim ve medeniyet gibi birçok soyut kavram da öğreniliyordu.
Tevrat’ta (Tekvin, 6/8) ve Kur’an’da (4/163) görüldüğü gibi; ilk semavi din, Nuh dönemi ile başlıyor. Din gelince artık bölünmeye sebep olan kabile ve klanlara mahsus putlar yerine herkesin taptığı manasına gelen Elohim kelimesi kullanılmaya başlandı. Elo tapılan demektir; him de herkes demektir. İkisi beraber Herkesin Tanrısı manasına gelir. Yani kelime çoğul edatı almış değildir; herkesin taptığı manasına gelen isim tamlamasıdır. Kitab-ı Mukaddes çevirmenleri bu kelimeyi Allah diye çevirseler de Allah kelimesi Elohim kelimesinden daha geniş bir mana ifade eder. Her ne kadar Elo kelimesi ile aynı kökten geliyorsa da Allah kelimesi, kök ve terim olarak sonsuzluk ifade eder. El takısı aldığından normalde Elo manasına gelen İlah kelimesinden daha geniş bir mananın ifadesidir.
Tevrat’ta bu Elohim kelimesinden sonra genellikle Yahwe (Yahuwe) kelimesi geçiyor. Bu kelime Ey O diye çevrilir. Daha doğrusu bunun tam tercümesi, ey ismi olmayan tarzındadır. Çünkü isim, sınırlı olan eşyaya konulan belirti demektir. Allah ise sonsuz olduğundan O’nun ismi olmaz. Dolayısıyla bu kelimenin manası ey sonsuz olan İlah demek olur.
Bu kelimeyi ilk olarak İbrahim kullanmış ise de (Tekvin, 22/14) asıl kullanılışı, Çıkış kitabında başlıyor. Çıkış kitabı ise, Yahudi Milletinin Benî İsrail (dindar-medeni millet) olmasını ve bunun altyapısını anlatan kitaptır. Çıkış İbranicesi: Fısıh gerçek ve tam özgürlük demektir.
-35% İndirimEy Muhammet’in ümmeti! Kadersiz Türkülerin yapıcıları, Ali, Mur – taza, Hasan, Hüseyin. Taki, Naki, Askeri. Türkü seven herkes… Âdemoğlu. Duydunuz mu? Amatör Halk Müziği Korolarının değerli elemanları, elini kulağına atıp ta bir defa türkü söylemeyen aziz Türk Milletinin değerli vatandaşları, cemiyetler, kurum ve kuruluşlar. Hayvan Sevenler Derneğinin değerli üyeleri. Fenerbahçeliler, Galatasaraylılar, Beşiktaşlılar. Bildiğiniz, yıllardır söylediğiniz: Yeşil ördek gibi daldım göllere/ Bir çift turna gördüm durur dallarda / Ağrı dağından uçtum/ Tuna nehri akmam diyor /Ela gözlüm ben bu elden gidersem / Asker oldum giydim yelek / Eyvanına vardım eyvanı çamur /Vardın Hint eline kumaş getirdin” adlı türkülerimizin müziklerine dini sözler monte edilerek ilahi yapıldı.
Duydunuz mu? Dinlediniz mi? Biliyor musunuz? Evet, ilahi yapıldı. Dini kanallarda CD’leri sabahlara kadar dönüyor. Her gün Kadersiz türkülere bir yenisi daha ekleniyor. Sizler eliniz kolunuz bağlı böyle duracak mısınız? Yoksa Kadersiz Türküleri kurtarmak için seferberlik mi ilân edeceksiniz. Yoksa: Allah! Allah! Diyerek Kadersiz Türkülerin kaderini mi değiştireceksiniz.
ULU SÖZ: Türk’ü anlamak için türkü dinlemek gerek…
-32% İndirimMühendis:
Peki hocam, ilginiz ve cevabınız için teşekkürler. Yordum sizi. Hakkınızı helal ediniz lütfen. Selametle kalın… İki yazıyı da tekrar okudum, dün gece de okumuştum, ama kalın kafalılığımdan olsa gerek anlayamadığım noktalar oldu. Ayrıca tanıttığınız videoyu da seyrettim. Ama:
Bahaeddin Hoca’mın Allah tasavvurunu, ALLAH deyince ne kastettiğini, Nevzat Bey’in argümanlarına eleştirileri haklı ama Bahaeddin Hoca’nın kendisinin Allah’ı nasıl ispat edebildiğini…
Madde yaratılmış mı ezeli mi? Veya böyle bir soru, Sayın Hocama göre doğru mu yanlış mı? Doğru ise cevabı ne, yanlışsa hangi açıdan yanlış ve bu soruyu nasıl doğru soru olarak sorabilirdim, gibi sorularımdan hala kurtulamıyorum.
Kalın kafalı olabilirim, anlayışı kıt da olabilirim; ama kıt kafalı birisine de hocam engin birikimiyle bir el atamaz mı, daha alt seviyeye inerek de olsa yeniden kısa da olsa medet edemez mi, diye içimden geçeni iletiyorum sayın hocam.
Sizin ifadelerinizden kendimce bir Allah inancı/tasavvuru/kavramı üretemiyorum kalın kafalılığımdan dolayı. Kızsanız da adeta mecburen yazıyorum bunları…
Ayrıca maddenin yaratılmışlığı/ezeliliği imanımı tekrar gözden geçirtecek kadar önemli benim dünyamda. (Yanlış olabilir ama kendi dünyamda durumumu sayın hocam ile paylaşıyor ve yardım bekliyorum.)
Adeta doğru ve sahih bir Allah inancı/tasavvuru/kavramı ve ezelilik/yaratılmışlık meselelerini anlayamazsam, kendime anlatamaz ve aklen ve kalben ikna ve tatmin olmazsam manen boğulacak, ölecek, başka diyarlara uçabilecek bir halette hissediyorum. Manevi yardıma muhtaç haldeyim. (Başka bir kişi veya kaynak önerseniz ona da varım hocam.)
Bahaeddin Sağlam:
Madde bir terkiptir, dağılmaya patlatılmaya müsaittir; ezeli olamaz. Bu bir, bunu bil. Bugün hiçbir bilim adamı, maddenin ezeliyetini kabul etmiyor. O iddia 19. asırda kaldı.
Yaratma bir yazılımdır, etimolojik olarak şekil verme demektir; var etme demek değildir. Beş Anahtar Bilgi’nin İkinci Maddesinden bunu anlamalı idin. Termodinamiğin 1. yasasına göre enerji hep var. Ne yok olur ne var olur. Enerji Allah’ın sonsuz kudretidir. Allah, bir açıdan soyut olan ilmiyle, bugünkü tabir ile yazılımla, o enerjiye şekil verir yani yaratır.
Allah’ın Beni, soyut ilim ve bilinç demektir. Bu boyut, sonsuzdur, ezeli ve ebedidir. Rahman O’nun sonsuz somut versiyonudur, O da sonsuzdur. Varlık bir tanedir, Soyutuyla somutuyla Allah’tır. Beş Anahtar Bilgi’nin Beşinci Maddesinde bunu görmeli idin.
Soyutuyla somutuyla sonsuz Varlık olan Allah bize emaneten bir beden ve ruh yazılımı vermiş; bize ait olan sadece İradedir. Biz Ana Dosyanın çok küçük bir dosyasıyız. Ona bağlı olmak zorundayız, yoksa yok oluruz



Henüz inceleme yapılmadı.