Açıklama
| Baskı Tarihi | Kasım 2025 | Baskı Boyutu | 13,50 x 21,00 cm |
|---|---|---|---|
| Baskı Sayısı | 1. Baskı | Kağıt Cinsi | 2. Hamur |
| Cilt Tipi | Ciltsiz | Çevirmen | |
| Sayfa Sayısı | 360 | Yayın Dili | Türkçe |
₺350.00 ₺230.00
Ehlibeyt, Kur’an ve Sünnet’i en iyi bilen, en güzel yaşayan, yaşamaya çalışan, örnek bir aile.
Mâsum ve mazlumların âbidevî şahısları onlar.
Başlarında iki cihan serveri Peygamberimiz Hz. Muhammed var. Evliyalar Şâhı Hz. Ali ikinci sırada.
Emevi ve Abbasilerin acımasız ve gaddarca zulümleriyle bütün dünyaya yayılmak zorunda kalmışlar!.. Onlara en çok sahip çıkanlar ise, yollarına yoldaş, dindaş, kardaş olan Müslüman Türkler olmuş.
| Baskı Tarihi | Kasım 2025 | Baskı Boyutu | 13,50 x 21,00 cm |
|---|---|---|---|
| Baskı Sayısı | 1. Baskı | Kağıt Cinsi | 2. Hamur |
| Cilt Tipi | Ciltsiz | Çevirmen | |
| Sayfa Sayısı | 360 | Yayın Dili | Türkçe |
Sadece bu ürünü satın almış olan müşteriler yorum yapabilir.
-30% İndirimSoğuk Savaş dönemi süresince Sovyetler Birliği’ne yakın bir profil izleyen Suriye, hiçbir zaman tam anlamıyla Sovyet Bloğunun koşulsuz şartsız bir üyesi haline gelmemişti. Pragmatist kişiliğe sahip olmasıyla bilinen Hafız Esad’ın SSCB ile kurduğu ilişki karşılıklı ulusal çıkarların üzerine inşa edilmiş bir ilişki olarak göze çarpmaktaydı. Soğuk Savaş döneminde çift kutuplu bir dünya düzeninde yaşıyor olmayı avantaja çevirebilen Esad yönetimi, ABD ile yakın ilişkiler kurmakta zorlandığı hatta ilişkide zaman zaman uç noktalara gittiği de bilindiğinden Suriye iki süper güç arasında denge politikası izlemeye çalışmaktaydı. İsrail karşıtlığının da vermiş olduğu rahatlıkla Sovyetler Birliği ile daha yakın ilişkiler kuran Hafız Esad, ABD ile de ilişkilerin tamamen kopma noktasına gelmemesi için yoğun çaba sarf etmekteydi. Hafız Esad, Sovyetler Birliği’nin çöküşüne kadar olan dönemde farklı uluslararası ilişkilerdeki dengelerin yeniden belirlendiği Soğuk Savaş sonrası dönemde ise çok daha başka bir politika izleyecekti. 1990lı yılların başında Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte tek güçlü müttefikini de kaybeden Suriye, dış politikada ciddi anlamda yalnızlaşmaya başlamıştı. 1991 Körfez Savaşı Hafız Esad için bir dönüm noktası olmuş Batı karşıtlığını zaman zaman Batı yanlısı bir politikaya çevirmeye çalışmıştır.
-17% İndirimİbn Teymiyye hem bir muhaddis, hem bir müfessir, hem bir tarihçi, hem bir fakih kısacası hayatını ilme adamış bir şahsiyettir. O yoğun bir ilmi birikime sahip, aklî ve naklî ilimlere derinlemesine vakıf bir İslâm âlimidir. Hazırlamış olduğumuz bu eserde müteahhirîn selefiyenin önemli temsilcisi kabul edilen İbn Teymiyye’nin, akıl ve nakil anlayışı üzerinde durulmuştur. Muhafazakâr ve tenkitçi kişiliğiyle İslâm düşüncesindeki aklî yönelimlere karşı çıkan bir ilim adamı olarak takdim edilen İbn Teymiyye aslında gelenekçi çizgiye açılımlar ve yenilikler getirmeye çalışmıştır. O sahih nakil ile salim aklın birbirine zıt olmayacağı tezini savunmuş, aklın naklin hizmetinde ve ona uygun olması gerektiğini belirtmiş, İslâm dinini anlama ve yaşama konusunda Kur’an ve sünnetin önemine dikkat çekmiştir. İbn Teymiyye kendi döneminde ve öncesinde Müslüman aklını tehdit eden felsefi cereyanların zararlarını yok etmek için yoğun felsefi faaliyet göstermiştir. Onun hem kendi yaşadığı döneme hem de sonraki dönemlere etkisi büyük olmuştur. Birçok kişi ve hareket ondan etkilenmiş, birikimi ve ortaya koyduğu aksiyondan dolayı birçok kişi de ona cephe almıştır.
-22% İndirim20. yüzyılın en önemli eğitim felsefecisi olarak kabul edilen John Dewey’in Köy Enstitülerine yaptığı bir ziyaret sırasında hayalindeki eğitim kurumlarının Türkiye’de hayata geçirilmiş olduğunu söylemesi önemli bir tespit olarak kabul edilir. Köy enstitüleri yeni kurulmuş olan Cumhuriyetin eğitim seferberliğinde ve köye eğitim götürme arayışında bir dönüm noktası olmuştur. Köy öğretmeni ve köye yarayan diğer meslek erbabını yetiştirme amacı taşıyan köy enstitüleri, eşine az rastlanır bir anlayışla köylerdeki eğitim ve kalkınma açığına yine köyün içinden yetişen çocuklarla çare olan bir sistem yaratmıştır. Ülke 21 eğitim bölgesine ayrılmış ve bu bölgelerde etrafındaki şehirler için merkez olabilecek yerlere birer köy enstitüsü kurulmuştur. Bu enstitülerden birisi de 1941 yılında Yıldızeli’nde (Sivas) açılmıştı. Bu kitap
Sivas Yıldızeli Pamukpınar Köy Enstitüsünün gururla ve umutla başlayıp hüzünle biten hikâyesidir.
-32% İndirimDirilişin en büyük delili dünyada gözlemlenen rahmet hakikatidir. Bu hakikat sonsuzdur. Kâinatın geleceğinde hâkim olacak olan o hakikattir. Varlık, varoluş ve hayat somut bir rahmettir. Rahman ismi o rahmetin kanun şeklindeki tecellileridir. Rahim ise olağanüstü olan tecellileridir. Evet Rahmet hakikati Allah için yaratmak demektir. İnsan için de başarı manasına gelir.
Rahmet kelimesi yumuşaklık özellikle kalp yumuşaklığı demektir. Allah için maddi bir kalp düşünülemeyeceği için; bu kavramın Allah hakkında kullanılmasının mecaz olduğu anlaşılır. Demek nasıl bir insanın kalbi yumuşadığında iyilik yapar; güzel işler görür. Aynen öyle de Allah’ın (sonsuz soyut varlığın) tenezzül edip hakiki varlığa göre yumuşak ve feminen bir yapı olan maddeyi sonra hayatı sonra baharı ve rızkı yaratması, Ona has bir rahmet (yumuşak davranış) biçimidir.
Demek her varoluş bir rahmettir. Varoluş süreci içinde -273 ile 10 milyon oC’yi dengeleyip cennet gibi dünya küremizi hayata elverişli yapması da bir rahmettir. O aşkın varlık için bir tenezzüldür; başka benliklere bir şefkattir. Dünyamızda dahi sonsuz diyalektik yapıları ve olayları dengeleyip dünyayı hayata bir beşik yapması, aileyi bir yuva kılması, hayatı bir huri gibi çalıştırması yine rahmettir.
Evet, ilk yaratılış sonsuz ihtimalden bir tek ihtimal iken gerçekleştiği gibi insan bireylerinin dirilişi de sonsuz ihtimalden bir ihtimaldir; o da gerçekleşecektir. Sonsuzda yazılım ile her şey kolaylaşır.
Evet yetmişli yıllardan sonra her şeyin her varlığın özellikle hayatın özellikle DNA ve Beynin sonsuz ihtimaller içeren birer yazılım oldukları ilmen anlaşıldı. Yazılımda hiçbir şey kaybolmaz.



Henüz inceleme yapılmadı.