Açıklama
| Baskı Tarihi | Kasım 2025 | Baskı Boyutu | 13,50 x 21,00 cm |
|---|---|---|---|
| Baskı Sayısı | 1. Baskı | Kağıt Cinsi | 2. Hamur |
| Cilt Tipi | Ciltsiz | Çevirmen | |
| Sayfa Sayısı | 202 | Yayın Dili | Türkçe |
₺250.00 ₺170.00
Çeşitli toplantılarda bir vesileyle konuştum. Elbette bunun için çok çalışıp iyi hazırlandım. Ama aradan zaman geçtikçe onların unutulduğunun farkına vardım.
“Söz uçar, yazı kalır “derler ya bunların kayıt altına alınmasında yarar olduğunu gördüm. Onun için konuştuklarımın, söylediklerimin bir kısmını yazıya geçirmeye karar verdim. Üniversitenin bazı sempozyumlarında tebliğler sunmuştum. Panellerde görüşlerimi aktarmıştım. Çeşitli salonlarda ve farklı konularda konferanslar vermiş, söyleşilerde bulunmuştum.
İşte onları bir araya getirerek elinizdeki “Söz Uçar Yazı Kalır” adlı kitabı bir belgesel niteliğinde sunmaya karar verdim.
| Baskı Tarihi | Kasım 2025 | Baskı Boyutu | 13,50 x 21,00 cm |
|---|---|---|---|
| Baskı Sayısı | 1. Baskı | Kağıt Cinsi | 2. Hamur |
| Cilt Tipi | Ciltsiz | Çevirmen | |
| Sayfa Sayısı | 202 | Yayın Dili | Türkçe |
Sadece bu ürünü satın almış olan müşteriler yorum yapabilir.
-27% İndirimBeyaz Ütopya içinde; ülke yönetimine dair yeni düzenlemelerin taslak derlemesinin anlatıldığı, proje fikirleri ile karşılaşacaksınız. Daha önce aklınızdan geçip, henüz yazıya dönüşmemiş olan kendi düşüncelerinizi, kitabin sayfaları arasında bulmanız kaçınılmazdır. Sade bir anlatımla, bizi bize anlatan bu kitap en fazla 1923 adet basım ile sınırlandırılmıştır. Kitabı alma fırsatı yakalayan ve kitaba tesadüf eden herkesin yazılan fikirlere eklenmesini istedikleri yada uygulanmasını arzu ettikleri, akıllarında kalan bütün soru işaretleri ile birlikte kitabın son sayfasındaki e-posta adresine yazarak yazar ile iletişime geçip, Karia’ nın düşünen insan defterindeki fikir fırtınası dünyasına katılmalarını temenni ediyoruz. Hayata geçmesi muhtemel olabilecek uygulamalar ülke yönetimine ve halkın takdiri kanaatine sunulmuştur. Düşünen insan defterinden yeni fikirlerle buluşmak dileğiyle..
KARİA
-25% İndirimBu sözlerin oluşumunda bu zamana kadar okumuş olduğum divan edebiyatı, halk şiiri, batı etkisinde gelişen Türk Edebiyatı, doğu ve batı klasiklerinin çevirisinden oluşan, zihnimin bu kadar farklı kültürleri bir potada erittikleri bir izdüşümüdür.
Bilhassa sanatlı sözlerde mensur şiir ile, divan edebiyatının secili örneklerinin zihnimdeki bir yansıması olabilir.
Tasavvufane sözlerimde ise zihnimdeki İslam tasavvufunun yanında diğer semavi dinlerin tasavvufi ile primitif dinlerin mistisizmi etkili olabilir. Tabi buna İslam tasavvufunu daha yoğun olarak modernize ettiğimi söylememe gerek yok.
Bazı beşeri anlam içerikli sözlerimi ise bir takım şiirde kullanılan aliterasyon asonans ve kelime tekrarıyla müzikal bir bağ kurarak oluşturdum.
Bununla birlikte toplum meseleleri sosyal, ekonomik, kültürel, dini, askeri ve psişik durumları izah eden sözleri alt şuurumun anlık bir yansımasıyla günümüz meselelerini izah edecek şekilde oluşturdum.
Out of StockAllah’ın, kullarına indirdiği kitapta kurallarını açıkladığı din olan ‘İslam’ yerine; din tacirlerinin kendilerine çıkar sağlamak için oluşturdukları, Kur’an dışı bir ‘sahte din’ yüzyıllardır hüküm sürmektedir. İnananların çoğu da bu ‘sömürü dini’nden geçinenlere tâbi olup, kulluk yaparak, doğru yolda olduklarını zannetmektedir. Oysaki onlara tabi olmak, Allah’ın affetmeyeceğini belirttiği tek günah olan şirktir. Ancak bu sahte dini oluşturanlar, ‘şirk’in Kur’an’daki anlamını değil de, ona tamamen ters düşen fakat menfaatlerine uygun bir ‘şirk’ kavramı öğrettiklerinden, İslam’ı, Kur’an’dan değil de bu kişilerden ve/ya yazdıkları kitaplardan öğrenenler, şirke düştüklerini fark edememektedir.
Din tacirleri, her şeye rağmen Kur’an’a yönelen insanların, gerçek İslam’ı öğrenmelerini önlemek için, ayetlerin anlamını tahrif edip, menfaatlerini koruyacak şekilde değiştirerek Türkçeye çevirdikleri mealleri piyasaya sürüp, yine Kur’an’ı saklamayı başarmışlardır. Anlamları değiştirilen ayetler içinde abdest alma, namaz kılma, oruç, zekât ve hac gibi nüsuklar da vardır. Aslında çok kolay olan bu ibadetler, farz olmayan pek çok şey ilave edilip, işkenceye dönüştürülerek, yüzyıllardır, inananlara zulmedilmektedir. Maalesef bu sahtekârlık da şimdiye kadar herhangi bir şekilde dile getirilerek duyurulmamıştır.
Bu kitapta; ayet anlamlarının nasıl değiştirildiği ve yüzyıllardır, Müslümanlara, çok büyük, MADDİ, MANEVİ VE TELAFİSİ İMKÂNSIZ BÜNYEVİ ZARARLAR verilerek yaşatılan sahte din/şirk dini/sömürü dini ile İSLÂM DİNİ arasındaki farklılıklar Kur’an ayetleriyle açıklanarak, inananların, yüzyıllardır SAKLANAN KUR’AN ile buluşması amaçlanmıştır.
-29% İndirim… Hukukçunun her söylediği, gerçeği ifade etmeyeceği gibi hukuki dile büründürülmüş her şey de gerçek olmayabilir. Öte yandan, dil ve kültürün sağladığı “anlam” da belli koşulların varlığına indirgenemez. İşte, “gerçek”, “simge”, “anlam”, “işlev”, “çatışma”, “geçerlilik”, “meşruiyet” ve “bilgi” kavramları önemli öğeler olarak çağdaş hukuk ve toplum teorisinde yerini almalıdır. Bu doğrultuda yoğunlaşacak felsefi ve/ya sosyolojik çalışmaların Türk hukuk kültürüne/hukuk bilincine ve standart hukuk resmine kazanımları da tahminlerin ötesinde olacaktır.
Hukuk teorisi, kavramlar ve soyutlamalarla dile getirilmekte, gerekçelendirilmekte ve somutlaştırılmakta ise de kurallardan biri ihlal edildiğinde cezalandırılan ve cezaevine konulanın bir kavram değil, bir insan olduğu unutulmamalıdır. İnsanı devre dışı bırakıp, hukuku cansız nesneler toplamına dönüştüremeyiz. Bir kavram ne denli yüceltilirse yüceltilsin, anlamı, kavramın tikel/ toplumsal varlıkların deneyimlerine ilişkin sonuçları gözlenerek irdelenmeli ve hukuk bilgisinin, uğruna hukuk yaratılan kişiler/toplum göz ardı edildiğinde, çok az şey ifade edeceği bilinmeli; hukukun insani boyutu olduğu kadar toplumsal bir olgu olduğu unutulmamalıdır. İşte hukuk düşüncesinin ana teması, bireysel/kolektif seçim haklarını ve bu haklardan etkin bir şekilde yararlanmayı sağlamaya yönelik kurallarla birlikte özgür, siyasi ve ekonomik bir düzeni biçimlendirmektir.
Hukukta hiç olmazsa potansiyel olarak değerli bir şeyin varlığına tanık olmaktayız. Temiz hava temizdir gibisinden iyi hukuk da iyidir. Kuşkusuz, etkili hukuk sistemi ile halka sunulan sosyal olanaklar yelpazesi olabildiğince artacağından/arttığında, bu durum kendiliğinden bir iyilik oluşturacaktır. Bazı düşünürler, hukukun (hiç olmazsa bir kısmının) muhtevaya dayalı olarak itaat için ekseriya ahlaki bir yükümlülük olduğunu da söyleyeceklerdir. Hukuk hakkında “iyi” söylenecek nesnenin, üyelerinin otonomluğuna saygı içinde kişilerin tümünün eşit olarak görülmesi şeklinde sosyal yaşamın düzenlenmesidir. Bu açıdan, belli bir ülkedeki hukuk muhtevası düzenlemesinde hukukun üstünlüğü ideali göz önünde bulundurulmalıdır. İşte bu ideale erişim yolunda elinizdeki denemeler mimarı Ali Rıza Malkoç’u içtenlikle kutlar ve yeni girişimlere yelken açarak demokratik vatandaş olarak görev ve işlevini yerine getirmekte örnek kimliğini devam ettirmesini kendisinden beklerim.
Prof. Dr. Mustafa Tören Yücel



Henüz inceleme yapılmadı.