
Kitabınız Geniş Dağıtım Ağı ile Her Yerde













KİTAP ÇIKARMAK MI İSTİYORSUNUZ
Dağıtım Garantisi
Fiyat Garantisi
Editörlük Garantisi
Fuar Garantisi
Tasarım Garantisi
Tanıtım Garantisi
Kitabınız Geniş Dağıtım Ağı ile Her Yerde
Gülnar Yayınevi, editörlük hizmeti biten ve yazarından onay alınan eser, baskıya gönderilir. Bir hafta içinde baskısı yapılır. Yayınevimizin anlaşmalı olduğu dağıtım şirketlerine bir kısmı teslim edilerek Türkiye genelinde satışa çıkar. Eserin bir kısmı yayınevimizin stoklarında olur ve acil istekler karşısında hemen talepler karşılanır. Stoklarda boşalan kitaplar hemen yeniden baskısı yapılarak her zaman her yazarın eseri, hazır halde bulundurulur.
YENİ KİTAPLARIMIZ
Son çıkan Kitaplarımız
Yeni
-33% İndirim₺550.00₺370.00Ahmet SANDAL
Hâlimi tercüme edecek olursam ya da hayat hikâyemi kısaca belirtecek olursam, aklıma şunlar geliyor: 1965 yılında doğdum. Doğduğum yeri soracak olursanız hemen söyleyeyim: Pazarcık. Kahramanmaraş’ın şirin bir ilçesi. Pazarcık’a, Kahramanmaraş’tan gelmişiz. Aslımız Kahramanmaraş’lıdır. Sandalzade olarak bilinen bir aileye mensubum. Annem Besni’lidir. 10 kardeşin beşincisiyim. Annemin ismi Meryem, Babamın ismi Mehmet. Kardeşlerimin isimleri Hasan, Ali, Emine, Ayşe, Osman, Hayriye, Hacı, Kadriye ve Rabia. Ben 14 yaşında iken doğan Rabia Bacıma ismini ben verdim.
Canım Babam geçimini Marangozlukla sağlardı. Elinden emektar bir kişiydi. Hayatı boyunca hep çalışarak yaşadı. Canım Annem ev hanımıydı. Birçok Anadolu kadını gibi çileli bir hayat yaşadı. Annem 2007 yılında, Babam 2022 yılında vefat etti. Allah (cc) cümlesine rahmet eylesin. Babam gibi Ben de el zanaatlarıyla ilgilenmeyi ve marangozluk mesleğinde ürünler üretmeyi çok isterdim. Ancak, elim el zanaatkârlığına yatkın değil. Zanaatkâr olamadığımız için okuduk. Pazarcık Lisesi’nden sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesini bitirdim. Şiire 13 yaşında başladım. Ortaokul, lise, üniversite yıllarında çok şiir yazdım. 1987 yılında memuriyete başlayınca biraz mola vereyim dedim. Bu mola uzun sürdü. Yazmaya tekrar 2000’li yıllardan sonra başladım. Bu tarihten sonra edebiyat alanındaki çaba ve çalışmalarımı artırdım. 2006 yılından bugüne 20’den fazla kitap yayınlamak kısmet oldu. Elhamdülillah.
Ayrıca, fertlerde içsel gelişim ve ruhi olgunluk sağlayacak görüş ve düşüncelerimi de çeşitli yayın vasıtalarıyla topluma aktardım. Kamu yönetiminin geliştirilmesi, adil idare, ahlaklı nesil meydana getirme, ailenin güçlendirilmesi, temiz ve güzel çevrede yaşamak için gerekli olan şartlar hususunda da eserler, çalışmalar gerçekleştirdim. Elhamdülillah, bu doğrultuda birçok kitap yayınladığım gibi, makale ve köşe yazısı da yazdım. Onlarca seminer ve konferans sundum. Yukarıda da belirttim. Edebiyat ve şiir konusunda, ta çocukluk yıllarıma giden ilgi ve sevgim vardır. Bundan önceki son iki kitabımın adları şöyledir: “Güzel Düşün / Güzeli Düşün (Şiir)” ve “Çağrışım” (Şiir) Elinizdeki bu kitap mesleki bir kitaptır. Tabi yalnızca bir mesleki kitap değil, bundan daha önce fikir kitabıdır. Çıkarttığım kitaplarımın sayısı 40’a yaklaştı. “Kırkımı çıkarmaya az kaldı.” Henüz daha baliğ sayılmam. Ehil olmama çok az zaman kaldı. Bu kitaplardan sonra da yüzlerce kitap yayınlamayı Yüce Rabbim (cc) Bize nasip eylesin. İşte o zaman baliğ ve ehil olurum.
Evliyim. Mehmet, Ebru Nur ve Abdurrahman Taha isminde üç çocuk babasıyım. Ahmed Fuad ve Zeynep Ebrar isminde iki torunum var. Maşallah.
Yüreğimden kaynaklanan duyguları, aklımdan yayılan düşünceleri sizlere bu kitapta sunmaktaki maksadım, sizin de yüreklerinizde hoşluk ve akıllarınızda aydınlık meydana getirebilmektir. Kendi yüreğim ile aklımı da hoş duygulara ve aydınlık fikirlere her daim muhtaç bilirim.
“Niyetimiz hayır, iyilik ve doğruluk. Akıbetimiz olsun hayır, iyilik ve doğruluk.”
Vesselam.
Yeni
-32% İndirim₺250.00₺170.00Sonbahar yaprakları altında, Canözü ve arkadaşları, okul yolunda ilk kez kravatlı bir beyefendi görürler. Gelen, bir doktor mu, yoksa köyün kaderini değiştirecek olan yeni öğretmenleri Ahmet Bey miydi?
Canözü’nün kalbi yeni hayallerle dolarken, hayat ona sadece neşeyi değil, aynı zamanda zorlu kış şartlarında, Ayşegül’ün zamansız kaybıyla gelen tarifi zor acıyı da gösterir.
Bu küçük kız, dostluk, yardımseverlik ve vefanın ne demek olduğunu bu kısa hikayede öğrenirken, teyzesi ve öğretmeni arasındaki beklenmedik bağ ile hayatın “tatlı tesadüflerde saklı” olduğunu keşfeder.
Bir köy okulu, bir neslin umutları ve kimsenin beklemediği büyük bir sürpriz…
Mustafa Baysa’dan, sizi hem sarsacak hem de kalbinizi ısıtacak, unutulmaz bir büyüme hikâyesi.
Yeni
-33% İndirim₺300.00₺200.00Bu kitap, uzun yıllardır süregelen toplumsal ve bilimsel gözlemlerim, okumalarım ve 27. kitaba ulaşan yazarlık uğraşımın birikimleriyle oluştu. Diğer eserlerin devamı olup, tamamlayıcı nitelikte düşünülebilir. Amacı; anayasal, demokratik, lâik ve sosyal hukuk devleti gibi temel kavramların bir ütopya olup olmadığını samimiyet, cesaret ve kararlılıkla sorgulamaktır. Yazma gerekçem; içinde yaşadığımız dönemin hızla değişen koşullarında anayasal, demokratik, lâik ve sosyal hukuk devleti idealinin gerçekten bir ütopya mı, yoksa mümkünü olan bir hedef mi olduğunu yeniden düşünmeye duyduğum ihtiyaçtır. Bugünün dünyasında, bilgi kirliliğinin arttığı, hakikat algısının bulanıklaştığı, kutuplaşmanın derinleştiği bir dönemde, bu soruları sormak geçmişe kıyasla daha da zorunlu hâle gelmiştir.
Eşitlikçi, özgürlükçü, çoğulcu, katılımcı, sosyal adaletçi, şeffaf ve denetlenebilir bir devlet yönetimi sistemine layık mıyız ve hak ettiğimiz ve özlediğimiz düzenin neresindeyiz?
Bir ideal, düşünce, fikir, sistem ve eylemin yalnızca ütopya olarak kalması ya da kabul edilebilir, uygulanabilir, sürdürülebilir düzeye gelmesi; bireysel niyet, plan, istek, coşku, girişim, azim ve kararlılığımıza bağlıdır. Toplumsal bir düzlemde buluştuğumuzda; hak ettiğimiz ve arzuladığımız sistemi kurmak için başka ne tür bir etken ve engel olabilir ki?…
Devlet kutsallaştırılıp, halktan kopuk hale geldiğinde; vatandaşın güvenlik ve özgürlük dengesi de bozulacaktır. Bireysel istek ve irademizin; isabetli, yeterli ve yerinde olması; oluşan toplumsal iradeyi yönlendirecek ve bu süreç bizi, arzuladığımız devlet idealiyle buluşturacaktır.
“Arızalı kafalar” metaforu ise, statükoyu kutsayan, sorgulamaktan kaçan, hatayı sistem değil birey üzerinde arayan zihniyet biçimini temsil eder. Bu kitap bir suçlama değil; aksine, bu zihniyetin nasıl dönüştürülebileceğine dair bir farkındalık, girişim ve değişim rehberidir.
Arzuladığımız bu idealler bize elbette uzay boşluğundan ya da hayal âleminden altın bir tepside sunulmayacaktır. “Başkaları yapsın, biz de onaylayalım.” mantığı; tüm gecikmelerin, savrulmaların ve teslimiyetlerin temel sebebidir. Oysa “Sen yok isen, bir eksiğiz.” sözü, toplumsal sorumluluğun özlü bir ifadesidir ve bu kitapta aradığımız dönüşümün kilit kavramıdır.
Kitabın bölümleri: -denemeler, özdeyişler, şiirler ve alıntılar—tek bir düşünce disiplinine sıkışmayan, çok yönlü bir yolculuğu temsil eder. Farklı disiplinlerden, farklı anlatım biçimlerinden ve farklı duygusal tonlardan beslenmek zorundayız. Soyut kavramları günlük yaşamla buluşturmak, okurun zihninde yeni kapılar aralamak için bu çok katmanlı yapıyı bilinçli olarak tercih ettim. Bu metinler, yalnızca bilgi sunmayı değil; aynı zamanda bir farkındalık, bir soru sorma cesareti ve bir davranış biçimi değişikliğini tetiklemeyi amaçlar.
Önerilen kitap listesiyle birlikte düşünüldüğünde, bu eser; toplumsal iletişim, değişim, etkileşim ve gelişim için bir başlangıç, bir çağrı, bir işaret ve bir davet niteliğindedir. Değişim ve devrim; hiçbir zaman tek kişinin omuzlarında yükselmez; ancak o ilk soruyu sormak ve ilk adımı atmak da bireyin görevidir. Yarım kalsa bile başlamak bir kazançtır, onu başkaları tamamlar; çünkü başka bir alternatifimiz kalmadığını kim iddia edebilir?
Dileğim, bu kitabın sizde yeni sorular, yeni bakış açıları ve daha güçlü bir toplumsal bilinç uyandırmasıdır. Yolculuğumuz burada başlıyor. Yol haritamızda bir kusur ve eksiklik varsa, onu da sizler tamamlayacaksınız.
Denemeler, özdeyişler, şiirler, alıntı yazı ve sözler vb. farklı alanlardaki metinler aracılığıyla; soyut ve derin kavramları; bireysel algı ve deneyim düzlemine çekmeyi amaçladık. Bu yolculukta sadece bilgi edinmekle kalmayıp, eylem ve düşünce biçim değişikliği için bir katalizör bulacaksınız. Yarım kalsa bile, başlamak bir kazançtır.
Kitabın daha iyi, gerekçeli anlaşılabilmesi için; 6. Bölümdeki “Kurgusal Röportaj” bölümünü önce okumalarını öneririm.
Yeni
-56% İndirim₺850.00₺375.00Bu kitabı okuduktan sonra, bir daha sokaktan geçerken aynı insan olmayacaksınız.
Çünkü bu kitap, yıllardır üstü kapatılan bir gerçeği açığa çıkarıyor:
Türkiye’nin sokakları, görünmeyen bir sessizliğin mezarlığına dönüşmüş durumda.
Her köşede bir hikâye var; anlatılamamış, duyulmamış, sahiplenilmemiş hikâyeler.
Bu ülkede hayvanlar ölürken sessiz kalmak, aslında en büyük şiddet biçimidir.
Ve biz bu sessizliğe ortak olmamak için yazdık.
Hem de sakince değil…
Hayvan gibi yazdık.
Bu sadece bir kitap değil; bir mahkeme tutanağı, bir saha raporu, bir manifesto, bir yüzleşme.
Kendinize sorun:
Bir ülke, sokaklarında acı çeken canlılara gözlerini kapatarak nereye varabilir?
Bu kitap, o sorunun cevabını hem sahadan hem hukuktan, hem de vicdanın en karanlık köşelerinden çekip çıkarıyor.
Konuşamadıkları için…
Biz onların yerine yazdık.
Gerçekleri saklamadan.
Yumuşatmadan.
Hayvan gibi.
KİTAP ÇIKARMAK MI İSTİYORSUNUZ
O zaman en iyilerle çalışmaya hazır mısınız?
En İyi Dağıtım Garantisi
Dağıtım Garantisi
En İyi Fuar Garantisi
Fuar Garantisi
En İyi Fiyat Garantisi
Fiyat Garantisi
En İyi Tasarım Garantisi
Tasarım Garantisi
En İyi Editörlük Garantisi
Editörlük Garantisi
En İyi Tanıtım Garantisi
Tanıtım Garantisi
ISBN
ISBN sayesinde kitaplarınız kataloglanabilmekte, kütüphanelerde arşivlenebilmekte ve satış için gerekli barkot numarası elde edebilmektedir. Gülnar dağıtım ağına girecek tüm kitaplar için ISBN başvurusu yapılmaktadır
BANDROL
Türkiye Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı’nın korsanla mücadele kapsamında zorunlu kıldığı Süreli Olmayan Yayınları için Bandrol başvurusu Gülnar Yayınlarından çıkan tüm kitaplar ve kitap çıkaracak yazarlarımız için bandrol işlemleri yapılmaktadır.
DİZGİ
Dizgi, kitabın iç sayfaların düzenidir. Okuyucuya, görsel anlamda da eksiksiz bir okuma zevki sunmak için Gülnar Yayınevi uzman bir ekiple dizgi işlerini yapmaktadır. Okuyucuyu yormayacak yazı karakteri ve yazı pundu ayarlamaktadır.
EN İYİ TASARIM VE EN İYİ TANITIM
Uzman ve Profesyonel: Grafik Tasarımcılarımız, Sosyal Medya Uzmanlarımız, Google Adworks Uzmanlarımız ile Yazarlarımızın Kitaplarını Tasarımını ve Tanıtımı en İyi Şekilde Yapıyoruz.
Grafik Tasarım Çalışmaları
Gülnar yayınevi, Kitap çıkarmak isteyen yazarlarımıza kitaplarının Ön ve Arka Kapak tasarımlarını en iyi kapak tasarımlarını garanti ediyor ve kitabınızın sosyal medya tanıtım görsellerini hazırlıyor ve tanıtımını yapıyoruz
Sosyal Medya Çalışmaları
Gülnar yayınevi, Kitap bastırmak isteyen ve kitabı çıkan yazarlarımızın isteğine göre kısa ve uzun vadeli olarak sosyal medya’da tanıtımını ve reklamlarını sosyal medya uzmanlarımız tarafından yapılmaktadır.
Google Reklam Çalışmaları
En önemli aşamalardan biri olan internet üzerinde kitaplarınızın tanıtımını google reklamları ile Arama motoru, görsel reklamlar, youtube video reklamları ile milyonlarca kitap sevenlere ulaşıyoruz
Fuar - Tanıtım Çalışmaları
Yayınevimiz kitap fuarlarına katılmaya büyük özen göstermektedir. Kitap fuarlarında bütün yazarlarımıza imza günü verilmektedir. Katıldığımız fuarlar ve çalışmalar ile ilgili bütün yazarlarımız bilgilendirilmektedir.
DAĞITIM AĞI
Kitabınız Geniş Dağıtım Ağı ile Her Yerde
Gülnar Yayınevi, editörlük hizmeti biten ve yazarından onay alınan eser, baskıya gönderilir. Bir hafta içinde baskısı yapılır. Yayınevimizin anlaşmalı olduğu dağıtım şirketlerine bir kısmı teslim edilerek Türkiye genelinde satışa çıkar. Eserin bir kısmı yayınevimizin stoklarında olur ve acil istekler karşısında hemen talepler karşılanır. Stoklarda boşalan kitaplar hemen yeniden baskısı yapılarak her zaman her yazarın eseri, hazır halde bulundurulur.











KİTAPLARIMIZ
Yeni
-33% İndirim₺550.00₺370.00Ahmet SANDAL
Hâlimi tercüme edecek olursam ya da hayat hikâyemi kısaca belirtecek olursam, aklıma şunlar geliyor: 1965 yılında doğdum. Doğduğum yeri soracak olursanız hemen söyleyeyim: Pazarcık. Kahramanmaraş’ın şirin bir ilçesi. Pazarcık’a, Kahramanmaraş’tan gelmişiz. Aslımız Kahramanmaraş’lıdır. Sandalzade olarak bilinen bir aileye mensubum. Annem Besni’lidir. 10 kardeşin beşincisiyim. Annemin ismi Meryem, Babamın ismi Mehmet. Kardeşlerimin isimleri Hasan, Ali, Emine, Ayşe, Osman, Hayriye, Hacı, Kadriye ve Rabia. Ben 14 yaşında iken doğan Rabia Bacıma ismini ben verdim.
Canım Babam geçimini Marangozlukla sağlardı. Elinden emektar bir kişiydi. Hayatı boyunca hep çalışarak yaşadı. Canım Annem ev hanımıydı. Birçok Anadolu kadını gibi çileli bir hayat yaşadı. Annem 2007 yılında, Babam 2022 yılında vefat etti. Allah (cc) cümlesine rahmet eylesin. Babam gibi Ben de el zanaatlarıyla ilgilenmeyi ve marangozluk mesleğinde ürünler üretmeyi çok isterdim. Ancak, elim el zanaatkârlığına yatkın değil. Zanaatkâr olamadığımız için okuduk. Pazarcık Lisesi’nden sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesini bitirdim. Şiire 13 yaşında başladım. Ortaokul, lise, üniversite yıllarında çok şiir yazdım. 1987 yılında memuriyete başlayınca biraz mola vereyim dedim. Bu mola uzun sürdü. Yazmaya tekrar 2000’li yıllardan sonra başladım. Bu tarihten sonra edebiyat alanındaki çaba ve çalışmalarımı artırdım. 2006 yılından bugüne 20’den fazla kitap yayınlamak kısmet oldu. Elhamdülillah.
Ayrıca, fertlerde içsel gelişim ve ruhi olgunluk sağlayacak görüş ve düşüncelerimi de çeşitli yayın vasıtalarıyla topluma aktardım. Kamu yönetiminin geliştirilmesi, adil idare, ahlaklı nesil meydana getirme, ailenin güçlendirilmesi, temiz ve güzel çevrede yaşamak için gerekli olan şartlar hususunda da eserler, çalışmalar gerçekleştirdim. Elhamdülillah, bu doğrultuda birçok kitap yayınladığım gibi, makale ve köşe yazısı da yazdım. Onlarca seminer ve konferans sundum. Yukarıda da belirttim. Edebiyat ve şiir konusunda, ta çocukluk yıllarıma giden ilgi ve sevgim vardır. Bundan önceki son iki kitabımın adları şöyledir: “Güzel Düşün / Güzeli Düşün (Şiir)” ve “Çağrışım” (Şiir) Elinizdeki bu kitap mesleki bir kitaptır. Tabi yalnızca bir mesleki kitap değil, bundan daha önce fikir kitabıdır. Çıkarttığım kitaplarımın sayısı 40’a yaklaştı. “Kırkımı çıkarmaya az kaldı.” Henüz daha baliğ sayılmam. Ehil olmama çok az zaman kaldı. Bu kitaplardan sonra da yüzlerce kitap yayınlamayı Yüce Rabbim (cc) Bize nasip eylesin. İşte o zaman baliğ ve ehil olurum.
Evliyim. Mehmet, Ebru Nur ve Abdurrahman Taha isminde üç çocuk babasıyım. Ahmed Fuad ve Zeynep Ebrar isminde iki torunum var. Maşallah.
Yüreğimden kaynaklanan duyguları, aklımdan yayılan düşünceleri sizlere bu kitapta sunmaktaki maksadım, sizin de yüreklerinizde hoşluk ve akıllarınızda aydınlık meydana getirebilmektir. Kendi yüreğim ile aklımı da hoş duygulara ve aydınlık fikirlere her daim muhtaç bilirim.
“Niyetimiz hayır, iyilik ve doğruluk. Akıbetimiz olsun hayır, iyilik ve doğruluk.”
Vesselam.
Yeni
-32% İndirim₺250.00₺170.00Sonbahar yaprakları altında, Canözü ve arkadaşları, okul yolunda ilk kez kravatlı bir beyefendi görürler. Gelen, bir doktor mu, yoksa köyün kaderini değiştirecek olan yeni öğretmenleri Ahmet Bey miydi?
Canözü’nün kalbi yeni hayallerle dolarken, hayat ona sadece neşeyi değil, aynı zamanda zorlu kış şartlarında, Ayşegül’ün zamansız kaybıyla gelen tarifi zor acıyı da gösterir.
Bu küçük kız, dostluk, yardımseverlik ve vefanın ne demek olduğunu bu kısa hikayede öğrenirken, teyzesi ve öğretmeni arasındaki beklenmedik bağ ile hayatın “tatlı tesadüflerde saklı” olduğunu keşfeder.
Bir köy okulu, bir neslin umutları ve kimsenin beklemediği büyük bir sürpriz…
Mustafa Baysa’dan, sizi hem sarsacak hem de kalbinizi ısıtacak, unutulmaz bir büyüme hikâyesi.
Yeni
-33% İndirim₺300.00₺200.00Bu kitap, uzun yıllardır süregelen toplumsal ve bilimsel gözlemlerim, okumalarım ve 27. kitaba ulaşan yazarlık uğraşımın birikimleriyle oluştu. Diğer eserlerin devamı olup, tamamlayıcı nitelikte düşünülebilir. Amacı; anayasal, demokratik, lâik ve sosyal hukuk devleti gibi temel kavramların bir ütopya olup olmadığını samimiyet, cesaret ve kararlılıkla sorgulamaktır. Yazma gerekçem; içinde yaşadığımız dönemin hızla değişen koşullarında anayasal, demokratik, lâik ve sosyal hukuk devleti idealinin gerçekten bir ütopya mı, yoksa mümkünü olan bir hedef mi olduğunu yeniden düşünmeye duyduğum ihtiyaçtır. Bugünün dünyasında, bilgi kirliliğinin arttığı, hakikat algısının bulanıklaştığı, kutuplaşmanın derinleştiği bir dönemde, bu soruları sormak geçmişe kıyasla daha da zorunlu hâle gelmiştir.
Eşitlikçi, özgürlükçü, çoğulcu, katılımcı, sosyal adaletçi, şeffaf ve denetlenebilir bir devlet yönetimi sistemine layık mıyız ve hak ettiğimiz ve özlediğimiz düzenin neresindeyiz?
Bir ideal, düşünce, fikir, sistem ve eylemin yalnızca ütopya olarak kalması ya da kabul edilebilir, uygulanabilir, sürdürülebilir düzeye gelmesi; bireysel niyet, plan, istek, coşku, girişim, azim ve kararlılığımıza bağlıdır. Toplumsal bir düzlemde buluştuğumuzda; hak ettiğimiz ve arzuladığımız sistemi kurmak için başka ne tür bir etken ve engel olabilir ki?…
Devlet kutsallaştırılıp, halktan kopuk hale geldiğinde; vatandaşın güvenlik ve özgürlük dengesi de bozulacaktır. Bireysel istek ve irademizin; isabetli, yeterli ve yerinde olması; oluşan toplumsal iradeyi yönlendirecek ve bu süreç bizi, arzuladığımız devlet idealiyle buluşturacaktır.
“Arızalı kafalar” metaforu ise, statükoyu kutsayan, sorgulamaktan kaçan, hatayı sistem değil birey üzerinde arayan zihniyet biçimini temsil eder. Bu kitap bir suçlama değil; aksine, bu zihniyetin nasıl dönüştürülebileceğine dair bir farkındalık, girişim ve değişim rehberidir.
Arzuladığımız bu idealler bize elbette uzay boşluğundan ya da hayal âleminden altın bir tepside sunulmayacaktır. “Başkaları yapsın, biz de onaylayalım.” mantığı; tüm gecikmelerin, savrulmaların ve teslimiyetlerin temel sebebidir. Oysa “Sen yok isen, bir eksiğiz.” sözü, toplumsal sorumluluğun özlü bir ifadesidir ve bu kitapta aradığımız dönüşümün kilit kavramıdır.
Kitabın bölümleri: -denemeler, özdeyişler, şiirler ve alıntılar—tek bir düşünce disiplinine sıkışmayan, çok yönlü bir yolculuğu temsil eder. Farklı disiplinlerden, farklı anlatım biçimlerinden ve farklı duygusal tonlardan beslenmek zorundayız. Soyut kavramları günlük yaşamla buluşturmak, okurun zihninde yeni kapılar aralamak için bu çok katmanlı yapıyı bilinçli olarak tercih ettim. Bu metinler, yalnızca bilgi sunmayı değil; aynı zamanda bir farkındalık, bir soru sorma cesareti ve bir davranış biçimi değişikliğini tetiklemeyi amaçlar.
Önerilen kitap listesiyle birlikte düşünüldüğünde, bu eser; toplumsal iletişim, değişim, etkileşim ve gelişim için bir başlangıç, bir çağrı, bir işaret ve bir davet niteliğindedir. Değişim ve devrim; hiçbir zaman tek kişinin omuzlarında yükselmez; ancak o ilk soruyu sormak ve ilk adımı atmak da bireyin görevidir. Yarım kalsa bile başlamak bir kazançtır, onu başkaları tamamlar; çünkü başka bir alternatifimiz kalmadığını kim iddia edebilir?
Dileğim, bu kitabın sizde yeni sorular, yeni bakış açıları ve daha güçlü bir toplumsal bilinç uyandırmasıdır. Yolculuğumuz burada başlıyor. Yol haritamızda bir kusur ve eksiklik varsa, onu da sizler tamamlayacaksınız.
Denemeler, özdeyişler, şiirler, alıntı yazı ve sözler vb. farklı alanlardaki metinler aracılığıyla; soyut ve derin kavramları; bireysel algı ve deneyim düzlemine çekmeyi amaçladık. Bu yolculukta sadece bilgi edinmekle kalmayıp, eylem ve düşünce biçim değişikliği için bir katalizör bulacaksınız. Yarım kalsa bile, başlamak bir kazançtır.
Kitabın daha iyi, gerekçeli anlaşılabilmesi için; 6. Bölümdeki “Kurgusal Röportaj” bölümünü önce okumalarını öneririm.
Yeni
-56% İndirim₺850.00₺375.00Bu kitabı okuduktan sonra, bir daha sokaktan geçerken aynı insan olmayacaksınız.
Çünkü bu kitap, yıllardır üstü kapatılan bir gerçeği açığa çıkarıyor:
Türkiye’nin sokakları, görünmeyen bir sessizliğin mezarlığına dönüşmüş durumda.
Her köşede bir hikâye var; anlatılamamış, duyulmamış, sahiplenilmemiş hikâyeler.
Bu ülkede hayvanlar ölürken sessiz kalmak, aslında en büyük şiddet biçimidir.
Ve biz bu sessizliğe ortak olmamak için yazdık.
Hem de sakince değil…
Hayvan gibi yazdık.
Bu sadece bir kitap değil; bir mahkeme tutanağı, bir saha raporu, bir manifesto, bir yüzleşme.
Kendinize sorun:
Bir ülke, sokaklarında acı çeken canlılara gözlerini kapatarak nereye varabilir?
Bu kitap, o sorunun cevabını hem sahadan hem hukuktan, hem de vicdanın en karanlık köşelerinden çekip çıkarıyor.
Konuşamadıkları için…
Biz onların yerine yazdık.
Gerçekleri saklamadan.
Yumuşatmadan.
Hayvan gibi.




