NÖBETÇİ OYUNCAKÇI / HASAN KEKLİKCİ
Yazın son günleriydi. Maraş Altı -Maraş Ovası- yanıyor, dumanı havaya gidiyor, ateşi şehre geliyordu sanki. Havada “Fıs der yel” yoktu. Güneş her zamanki yerinden batmamış, demirci örsünün üstünde balyoz yemiş kor demir misali; Maraş’ın mahallelerine, caddelerine, sokaklarına, evlerine, evlerin katlarına, katların odalarına, odalarının dolaplarına, dolapların çekmecelerine, çekmecelerin içindeki ölümlük, dirimlik urup altın kutularına kadar girmişti. Ağaçlar oksijen mi veriyor, karbondioksit mi belirsizdi. Kuşlarda, ağaç dallarına tutunacak mecal kalmamış, yerlere tünemişlerdi. Şehir barut fıçısına dönmüştü. Sıcak sinirleri alt üst etmiş, hayrına da konuşsan şerrine de söylesen kimseyle konuşulmaz olmuştu. Üçüncü değilse de dördüncü cümlede kavga kopuyordu. Karınca körelerindeki ana karıncalar, arı kovanlarındaki arı beyleri ikinci bir emre kadar işleri paydos etmişlerdi. Uyuz Pınarı’nın suyu, kesilmiş süt gibi akıyordu… Ökkeş eve gelmemişti. Vakit yatsıyı geçmişti. Şerif mezarlıktan korkardı…
Baskı Tarihi: Eylül 2026
Baskı Boyutu: 13,50 x 21,00 cm
Baskı Sayısı: 1. Baskı
Kâğıt Cinsi: Enso Kitap Kağıdı
Cilt Tipi: Ciltsiz
Sayfa Sayısı: 160
Yayın Dili: Türkçe
Nöbetçi Oyuncakçı / Hasan Keklikci